Hizmet Nimettir

Edeble Gelen Lütufla Gider بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيم

Arşiv 'Teknik Bilgiler' Kategori


Süspansiyon Kavram Ve Ayarları

Yazan: iotomotiv Nisan 4, 2007

SÜSPANSİYON KAVRAMLARI…

Ne, nerede, ne işe yarar:

Çatal(fork) Rebound(geri sekme) Dampingi(sönümlemesi):

Genellikle çatalın en tepesinde yer alır. Preload ayarlayıcısının tam merkezindedir. Çatal basıldıktan sonra tekrar açılımını kontrol eder. Vidasını içe çevirmek sıkı ve hızlı bir açılım dışa çevirim ise yumuşak ve daha yavaş bir açılım sağlar. Ayarlamada tornavida kullanınız. Tamamen içe doğru sıkın ve sonra dışa doğru çevirirken klik seslerini dinleyin. Dışa ilk klik en sıkı ayar, onuncu klik en yumuşak ayardır.

Eğer ayar yapma mekanizması yoksa daha ağır bir yağ kullanarak da ayar yapabilirsiniz. Gine çatalların içindeki yayları daha sert yaylarla değiştirerek de ayar yapabilirsiniz.

Çatal Preloadı(ön yüklemesi):

Çatalın tam tepesindedir ve anahtarla ayarlanabilir. Preload ön çatal yayının normal durumundan bastırılma miktarıdır. Fazla preload daha fazla yayların bastırılması demektir. Çatallar daha sertleşir. Preload ayar seviyeleri yüzükler veya işaretler vasıtasıyla görülebilir. Beş kademeli ayar yapılıyorsa beş işaret vardır ve ilki en yumuşak ayarı gösterir. Preload ayarı ön çatal sertliğini en fark edilir bir oranda değiştirir ve tabi sert frende de motorun kafasının dalma miktarını.

Preload(Ön Yükleme):

Çatal ve şok yaylarının hareket mesafelerini uzatıp kısaltma ayarıdır. Yere bastırılarak yada bıraktırılarak yayların sertlik derecesini ayarlarsınız. Ön çatal önyükleme ayar yeri çatal tüpünün üstündeki büyük somundur. Ön rebound(geri sekme) ayarı bu somunun döndüğü milin üst merkezindedir. Bu ayar düzgün bir tornavidayla yapılır.

Rebound Dampingi(Geri Sekme Sönümlemesi):

Yaylarınız bir engelle sıkıştırıldığında lastiklerin yerle temasının kesilmeden bu yayların ne süratle geri sekeceğinin, hareketi telafi edeceğinin ayarlanmasıdır.Çok fazla olursa çukurun dibine uzamayıp sıkılı kalacağı için lastiğin yerle teması kesilecektir. Çok fazla olursa yay hızla açılarak motoru güçle yukarı iterek sürücüye kopuk bir his verecektir. Geri sekme sönümlemesi lastiğin yerle temasında büyük rol oynayarak tutunma konusunda size güven verecektir. Arka ön yükleme ayarı yayın üzerindeki yakanın özel yarım ay ağızlı aletle döndürülmesi ile yapılır. Arka yükselme araya parça konarak da yapılabilmektedir.

Trail(Ön Lastiğin Yerle Temas Mesafesi):

Bu mesafe motorun dönüş kabiliyetini tayin eder. Kısa trail çabuk dönüş az dengedir, uzun trail dönüşü ağırlaştıracak(zorlaştıracak) ama denge fazlalaşacaktır. Ön lastiğin çapını değiştirerek trailin mesafesini değiştirebilirsiniz. Rake açısı büyürse trail de büyür.(Chopper motorlardaki gibi). Sürüş yüksekliğinin değişmesi de trail mesafesini değiştirir. Ağırlığınızı öne verirseniz trail büyür.

Sürüş yüksekliği şasenin duruşunu(geometrisini) değiştirir. Arkayı kaldırırsanız motoru öne verirsiniz ve bu dengeyi azaltır ama hızlı dönüşlere imkan verir çünkü bu duruşta rake açısı azalmış ve buna paralel olarak trail de azalmıştır. Önü kaldırır arkayı indirirseniz traili uzar denge artar ve dönüşler ağırlaşır. Önü üçlü klapeler üzerinde kaldırıp indirebilirsiniz arkayı ise şoku uzatıp kısaltarak değiştirebilirsiniz. Arka reboundu şokun altından ayarlarsınız. Bazı şokların aynı zamanda yükseklik ayarları da var.

Çatal(fork) Kompresyon(sıkıştırma) Dampingi(sönümlemesi):

Şayet motorunuzda bu ayar varsa çatalın dibinde yer alır. Bu motorunuz bir kütleye çarptığında çatalın kompresyonunu kontrol eder. İçe çevirin sıkı ve yavaş bir kompresyon alırsınız, dışa çevirirseniz yumuşak ve hızlı kompresyon alırsınız. Tornavida kullanın. İçe tam çevirin ve sonra dışa çevirirken klik seslerini dinleyin. On kademeli ayar varsa on klik sesi olacaktır. İlk klik en sıkı ve son klik en yumuşak ayardır. Sıkışma sönülmesi yaylanmanın ana vurma tepkisini kontrol eder. Tekerlek vurmanın etkisiyle yukarı doğru zorlandığında sıkıştırma devresi yayın ne hızla sıkışacağını kontrol eder. Buda yayın aşırı seyahat etmesini engeller veya sıkışmanın dibe vurmasını. Sönümlemenin şiddetinin dizginlenmesi akışkanın bazı kısıtlamalardan geçmeye zorlanmasıyla elde edilir. Sönümleme gücü akışkanın hareket hızıyla belirlenir. Sıkışma seyahat mesafesiyle değil. Ön sıkıştırma sönümlemesi(kompresyon dampingi) çatalın altından yapılır.

Tüm motorlarda bu ayarlar yoktur. Bazılarında bu bölümün ayarı rebound dampingine bağlanmıştır.

Arka(rear) Kompresyon(sıkıştırma) Dampingi(sönümlemesi):

Ön çatalların aksine arka şokun üzerindedir ayar yeri. Resimde yeri tüpün direk bağlantı gösterilmektedir. Başka bir bağlanma şekli hortumla olup ve tüpü selenin altına yerleştirilmiş olabilir veya arka şokun biraz üstünde ve yanına doğru olabilir. Arka kompresyon sönümlemesi ayarı genellikle şokun üzerinde yada tüp haznenin üzerindedir.

Sıkıştırma Sönümlemesi(Kompresyon Dampingi):

Motora sertlik yada düzgünlük hissini verir. Bir çukura vurduğunuzda çatal yada şok darbeyi emerek çabuk telafi edemiyorsa sıkıdır ve çukurun yüzüne çarparak yükselen teker tüm darbenin şokunu şaseye aktarır. Sizde bunu hissedersiniz. Sıkıştırma sönülmesi az ise gaz vermek ve fren yapmalar 64 Chevrolet Impala düzgünlüğündedir(sarsıntıları hissettirmeyen).

Dibe Vurmak:

Dibe vurmak geri sekmenin tersidir. Yük yayı sıkıştırarak dibe doğru basar ve yük kalktığında amortisörlerin içindeki yaylar tüpleri geri sektirir.

Kartuş Tip Çatal:

Kartuş tipi çatallar daha karışık mekanizmaya sahiptir. Yağı çatal gövdesinde mevcut geri sekme pistonlarının yüzeyinde monteli bükme kamalarından hareket ettirirler. Kamalar çok düşük süratlerde geri sekme kontrolüne izin verir halbuki yüksek sürat kamaları daha fazla sekme yapar ve sabit ağzı geri sekme miline göre daha az yüksek geri sekmesine sebep olur. Sonuçta fren yapınca daha az dalmayla eş zamanlı olarak köşeli engellere çarpınca şaseye daha az etki yollanmasıdır. Süspansiyon hareketleri havadan izole edilmiştir.

Mil Tipi Çatal:

Sönümleme milli çatalı(damping rod fork) basit bir mekanizmadır. Tüp deki delikler vasıtasıyla geri sekme sönümlemesini aşırı kademeli bir sönümleme eğrisi ile verir. Tekerlek dikey olarak ne kadar hızlı hareket ederse o kadar fazla yağ deliklerden geçer. Bu tip sönümleme milli çatallar çok yavaş sürat sönülmesi ve iyi yüksek sürat sönülmesi sağlar. Sürüş karakteristiği frende aşırı ön çatal dalması ve köşeli engellere çarpınca hidrolik kilitlemesidir. Yağ viskozitesini değiştirmek yada deliklerin ölçüsünü değiştirmek tüm hız bandını etkiler.

Çatal Yağ Seviyesi:

Çatal yağ seviyesi yay takılmadan evvel tam sıkıştırma yaparak ölçülür. Çatallarda olması gerekli hava miktarını ayarlamak için kullanılır. Havayı sıkıştırmak yağı yay gibi hareket ettirir, yağ seviyesini yükseltir böylece havaya kalan yeri azaltır. Yayın hareketi boyunca bu işlem artan oranda gerçekleşir. Yağ seviyesini azaltmak dipteki gücü düşürür. Daha ardışık bir oran verir.

Uyarı.: Ön çatalın, preloadın, reboundun ve basınç ayarlarının – ne yaptığınızı tam bilmiyorsanız – birbirlerine eşit yada eşite yakın oranda yapılması gereklidir. Daima sağ ve sol çatalın tam eşit ayarlandığından emin olun.

Not.: Çatal önde, şok arka taraftadır. Arkada çift amortisör varsa(eski sistem) duo shock, tek amortisör varsa(yeni sistem) mono shock olarak geçer. Duo şoklarda arka salıncağın neredeyse ortasından tutturulan süspansiyon, yaylanma ve şoku emmede aşırı yük almaktadır. Ve unsprung weight denilen yayların altından yere kadar olan motor kısmının ağırlığı bu sistemde oldukça fazladır. 80 li yıllarda sıkça kullanılmıştır. İyi sonuçlar alınmamıştır. İlk yapılan mono şoklar da terk edilerek şu an linkli mono şoklar kullanılmaktadır. Bu sistemde süspansiyon kovanı alt bağlantıya ikinci bir kaldıraç gibi bağlanarak salıncağın hareketine uyumlu bir dikey hareketle süspansiyon açısının hep optimumda kalması sağlanıyor. Bundan daha ileri bir sistem olan paraleverler BMWlerde kullanılmaktadır.

SÜSPANSİYON PROBLEMLERİ

ÖN ÇATAL…

Çatal Yağ Seviyesi:

Çok Düşük: Çatallar sert frende veya büyük çarpmalarda en düşük seviyeye iniyor.

Çok Yüksek: Ön teker çarpmalarda sıçrıyor.

Sıkıştırma Sönümlemesi:

Çok fazla: İçe dönüş zor, geniş dönüş açısı yapıyor.
Ön teker çarpmalarda sıçrıyor.
Düz hatta fren sırasında çatallar sarsılıyor.
Küçük çarpmalarda ön taraf çok sert hissediliyor.

Yeterli değil: Çatallar çok hızlı dalıyor, muhtemelen en alt seviyeye iniyor.
Sert frende arka öne gelmeye çalışıyor.
Geri sekme sönümlemesi eksikliğindeki gibi ön taraf lapa gibi yumuşak ve yarı belirsiz bir his veriyor.

Geri sekme Sönümlemesi:

Çok fazla: Ön taraf viraj çıkışlarında takırdıyor.
Çatal sık kasis darbesi yapan yollardaki alt seviyede toplanıp kalıyor(sarıyor).
Ön kasisli viraj çıkışlarında sert gaz verildiğinde kıpırdanmaya veya kafa sarsıntısına(salınışına) başlıyor.
Çatallar altta toplanıp kaldığı(sardığı) için çok sert gidiş.

Kafi değil: S virajlar boyunca aşırı dikey iniş çıkış eylemleri.
Virajlarda ön taraf titriyor(takırdamıyor).
Ön taraf frenden sonra çok hızlı yukarı atım yapıyor.
Düz gidişlerde akıcı bir his ama virajlarda çok pelte gibi ve zayıf traksiyon(yol tutuşu) hissedilir.
Virajlara süratli olarak hafifçe dönünce önce motor balığımsı bir salınım yaptıktan yada debelendikten sonra düzeliyor.

Sürüş Yüksekliği:

Çok alçak: Yüksek hızda dengeden yoksun.
Viraj içine kolay dönüş.

Çok yüksek: Viraj içine dönüş ağırlaşmış veya yüksek eforla olabiliyor.

Yay oranları:

Çok yumuşak: Çatallar yumuşak dönüşlerde çok fazla sıkışıyor.
Çatallar sert fren esnasında veya büyük darbelerde dibe iniyor.
Kafa açıyor(normal dönüş açısını sağlaması gerekli didon baskısı hat dışına açılıma sebep oluyor).
Önün altta toplanmasına(sarmak, geri sekmenin iptali) sebep olabilir.
Dönüşleri kolay yapıyor.

Çok sert: Dönüş içine kaçıyor(dönüşü daraltıyor).
Viraj girişlerinde ön taraf kontrolden çıkıyor.
Virajlarda çok sert.
Virajdan çıkışlarda ön taraf takırdıyor.
Motoru döndürmek zor.
Fren altında iyi hissediliyor.
Ön teker vuruşlarda(darbede) sekiyor.

ARKA ŞOK…

Sıkışma Sönümlemesi:

Çok fazla: Şok çok sert ve katı ama çok fazla geri sekme sönülmesi kadar kötü değil.
Hafif dalgalı yollarda fren yapınca arka teker sekiyor.
Gazlama esnasında arka az bir miktar çöküyor.

Kafi değil: Orta seviye çarpmalarda şoklar dibe iniyor.
Gazlayınca arka çöküyor.
Şoklar muhtemelen dibe gidiyor.
Motor virajdan çıkarken geniş dönüyor(arka düşük, burun yüksek).

Geri sekme(açılma) Sönümlemesi:

Çok fazla: Arka teker küçük tümsekli dönüşlerde hopluyor bilhassa arka arkaya çok sık çok dalgalılarda.
Hafif dalgalı(tümsekli) yollarda fren yapınca arka teker sekiyor.
Arka seri şeklinde arka arkaya darbelerde çarpmalarda altta kalıyor(sarıyor).
Arka çok sert hissediliyor.
Motor viraj çıkışlarında geniş dönüyor(arka düşük, burun yüksek).

Yeterli değil: Sert frende çok fazla yukarı tepiyor.
Motor viraj çıkışlarında veya uzun süpürme tarzı dönüşlerde debeleniyor.
Arka teker kasislerde sert gazlamalarda takırdıyor.
Çok fazla şase girip çıkma hareketi.

Sürüş Yüksekliği:

Çok alçak: Motor viraj çıkışlarında içe kapanıyor(kaçıyor).
Yön değiştirmek zor.
Viraj çıkışlarında zayıf ön teker tutuşu.

Çok yüksek: Yüksek süratte stabil ite(durağanlık, denge delik) yokluğu.
Zayıf arka teker tutuşu.
Ağır fren altında dengesiz.

Yay Oranı:

Çok yumuşak: Sürüş yumuşak(akıcı).
Arka gaz verince çöküyor.
Ön çok hafif hissediliyor.

Çok sıkı: Viraj içine dönüşleri kolay.
Sürüş çok sert.
Zayıf arka teker yol tutuşu(traksiyon eksikliği).

Ek.:
Esas 1.: Yaylar motoru yukarıda tutar. Motorun her sıkışmasının ardından yada çökmesinin ardından motoru önceden yüklenmiş ayar yüksekliğine geri getirmek yayın asli görevidir. Yaylar süspansiyon sistemindeki taşıyıcı güç unsuru değildir. Araya parça koyarak yada yayın kendisi değiştirilerek sürüş yüksekliği ve çöküş mesafesi ayarlanabilir ancak bunun dışında süspansiyonun yük taşıma kapasitesi değiştirilmesinde yayların bir fonksiyonu yoktur.

Esas 2.: Hidrolikler yani süspansiyonun içindeki akışkanlar gaz gibi sıkışmazlar. Gaz sıkıştırılarak hacmi küçültülebilir ancak bu durumda gaz sıvıya dönüşür. Sıvı hacmi ise küçültülemez yani sıkıştırılamaz. En azından şu an için henüz böyle bir teknoloji bulunamamıştır. Milin ucundaki vanalar yağın akış hareket hızını dolayısıyla da süspansiyonların sıkışma hızını belirler. Vanalar küçükse hareket yavaş, büyükse hızlı olacaktır. Buda iniş çıkış zamanının yavaş yada hızlı olmasını sağlayacaktır. İki yönde de hem sıkışma hem de geri sekme için bu kural geçerlidir. Bir çok modern motor çatallarının üzerine monteli ayarlayıcı düğmelerle bu vanaların ayarları yapılmaktadır. Unutmayın sadece hız yani sıkışma ve geri sekme hızı ayarlanmaktadır.

Esas 3.: Hava yayı, süspansiyon kovanının üst köşesi ile yağ arasındaki hava miktarı motorun yük taşıma kapasitesini belirleyen unsurdur. Yağ miktarının artırılıp eksilmesiyle hava yayının sertliği değiştirilir. Yağ ağırlığı yada yağın kalitesi yada yağ geçiş vanalarının açıklık ayarları hava yayınının gücünü etkilemez. Sadece yağın miktarı ve ikinci derecede de bulunduğunuz irtifa ve hava sıcaklığı hava yayının yük taşıma kapasitesini etkileyen unsurlardır. Bu yüzden süspansiyona hava ekleme yapmayın. Tüm ayarlarınızı mekanik anlamda halledin. Basıncını gerektiğinde elle kaçırma yapabileceğiniz uygun vanalar kullanın. Yayları sertleştirin bunun için ya araya alüminyum contalar koyun yada daha sert yaylar takın. Çöküş miktarını değiştirmeyin.

Özet.: Geri sekme ayarı süspansiyonların geri dönüş hızının ayarıdır. Sıkışma ayarı süspansiyonların hareket mesafelerinin ayarıdır. Yük taşıma kapasitesini süspansiyonun içindeki hava yayı sağlar. Süspansiyonun içindeki yağ miktarı ile bu ayarlanır. Daha sert bir yayda aynı görevi görür. İyi bir süspansiyon ayarının manası sizin güvenli bir şekilde akıcı, sarsmayan, yormayan bir sürüşe sahip olmanızın sağlanmış olması demektir.

Arıza: Motosiklet her tarafa salınıyor.
Çözüm: Süspansiyon çok yumuşak. Preloadı(ön yükleme) artırın veya daha sert yaylar kullanın. Sürüş yüksekliğini de mümkünse artırın.

Arıza.: Motor kasislerde kayıyor(sekiyor).
Çözüm.: Kompresyon dampingini ve/veya önyüklemesini azaltın.

Motor virajlarda sarsılıyor.
Arka geri sekme dampingini artırın.

Ön taraf viraj çıkışlarında ve kasislerde sarsılıyor.
Çatal ön yüklemesini veya kompresyon(sıkıştırma) dampingini azaltın.

Çatallar fren yapılınca titreşim yapıyor veya sarsılıyor.
Kompresyon dampingini(sönümleme) veya önyüklemesini azaltın.

Çatallar frenden sonra yukarı atım yapıyor.
Ön rebound(geri sekme) dampingini(sönümlemesini) artırın.

Çatallar çok hızlı dalıyor.
Kompresyon dampingini artırın.

Çatallar dibe vuruyor.
Daha sert yay takın, hava aralığını azaltın ve daha fazla preload(ön yükleme) uygulayın.

Arka fren yapınca yukarı atım yapıyor.
Geri sekme sönümlemesini (rebound dampingini) artırın.

Kasisli yollarda arka çöküyor.
Geri sekme sönülmesini azaltın.

Not.: Sıkı zincir ayarı süspansiyonların çalışmasını engeller.

Yazı kategorisi: Teknik Bilgiler | Yorum Yok »

Lastiklerin üzerindeki rakamların ve harflerin anlamları

Yazan: iotomotiv Nisan 4, 2007

lastiklerin üzerindeki rakamların ne anlama geldiğini açıklayalım.
Örnek olarak P 205/50V15 ölçülerindeki lastiği alırsak:

İlk harf olan ‘P’, ‘Passanger Car’ anlamındadır.
Tam olarak karşılığı ‘Yolcu Otomobili’ ama biz sadece ‘otomobil’ diyelim.
Bu harf çok da önemli değil aslında, isterseniz gelin diğer harf ve rakamların anlamına bir göz atalım….

İlk rakam ‘205’, lastiğin mm. olarak genişliğidir. 205 mm. yani 20,5 cm.

İkinci rakama dikkat! Bu rakam ‘Aspect Ratio’ olarak adlandırılır ve ilkinden farklı olarak mm. veya cm. şeklinde bir uzunluk belirtmez.
Lastik yanak yüksekliğinin yani profilinin lastik genişliğine oranını belirtir ve % olarak ifade edilir.
205/50 boyutunda bir lastikte profil, lastik taban genişliği olan 205mm.’nin %50’si kadar, yani 205 x %50 = 102,5mm.’ dir.

Şimdi en önemli kısma geldik: Hız Değerleri… H, V, Z gibi harflerle ifade edilen bu değer,
astiğin normal şartlar altında uygun bir basınçla ve aşırı yüklenmeden çok uzun süreli olmamak şartıyla ne kadarlık bir hıza dayanıklı olduğunu gösterir.
En sık rastlanılanları şunlardır:

Q (max.160 km/s)
R (max.170 km/s)
S (max.180 km/s)
T (max.190 km/s)
U (max.200 km/s)
H (max.210 km/s)
V (max.240 km/s)
Z (240 üzeri)
W (max.270 km/s)
Y (max.300 km/s)

Genel olarak bir lastiğin hız değeri ne kadar büyük olursa,
yüksek hızlarda oluşan ısınmaya karşı o kadar dayanıklı olacağını söyleyebiliriz.
Özellikle modifiye edilmiş bir otomobilde stabilite, daha başarılı hızlanma, frenleme ve viraj kabiliyeti için bu tip lastik kullanımının şart olduğuna inanıyorum.
Bu sebeptendir ki aile tipi normal bir sedan otomobil için ‘S’ veya ‘T’ tipi lastikler yeterli olabilirken, bir Ferrari fabrikadan ‘Z’ değerinde lastiklerle çıkmaktadır.

Son harf olan ‘R’ stands for ‘Radial’ anlamındadır.

Son rakam, lastiğin üzerine oturduğu jantın inch olarak çapını verir.

Yazı kategorisi: Teknik Bilgiler | Yorum Yok »

Motorlarda Yağlama ve Yağ Çeşitleri

Yazan: iotomotiv Nisan 4, 2007

Motorlarda Yağlama Çeşitleri:
a) Çarpmalı Yağlama: Çarpmalı yağlama ile yağlanan motorlarda piston kolu kepinde yağ kepçesi bulunur. Piston alt ölü noktaya indiğinde yağ kepçesi, karterdeki yağa dalarak yağı blok içinde savurur. Savrulan yağ, ana ve kol yataklarını, silindiri ve diğer parçaları yağlar. Bazı küçük iki zamanlı motorların yağlanması bu şekilde sağlanır.

b) Pompalı ve Çarpmalı Yağlama: Pompalı ve çarpmalı yağlama, çarpmalı yağlama gibidir. Tek farkı piston kolu kepinin yağı karterden değil de küçük bir yağ pompasının yağ doldurduğu çanaklardan alarak savurmasıdır.

c) Basınçlı Yağlama: Basınçlı yağlama sisteminde, yağ pompası kam milinden hareket alarak çalışır.Yağ pompası, karterden yağı emerek krank mili ana ve kol muylu yataklarına, külbütörlere, kam mili yataklarına, zaman ayar dişlilerine, belirli basınçta göndererek yağlanmalarını sağlar.

d) Tam Basınçlı Yağlama Sistemi: Tam basınçlı yağlama sistemi, basınçlı yağlama sisteminden tek farkla aynıdır. Farkı, piston pimi kol burcunun, basınçlı yağ ile yağlanmasıdır. Krank milinde kol muylusunu yağlayan yağ, piston kolunda bulunan yağ deliğinden geçerek kol burcunu da yağlar.

e) Benzine Karıştırılarak Yapılan Yağlama: İki zamanlı, karterden süpürmeli motorların yağlanmasında kullanılır. Benzinin içinde eriyen yağ, benzin hava karışımı ile birlikte kartere alınır. Karışımın temas ettiği parçalar üzerinde yağ yapışır kalır.Benzin sıcak ortamda buharlaşarak uzaklaşır. Krank mili, piston kolu, yataklar, silindirler bu şekilde yağlanır. Bir miktar yağ da karışımla birlikte yanarak ziyan olur. Bu şekilde yapılan yağlama, parçaların yağlanması için yeterli değildir. Bu yüzdendir ki 2 zamanlı motorlar çok uzun ömürlü değillerdir.

Motor Yağları:
Ham petrolden elde edilen yağlara madeni yağ veya makine yağı denir. Bu tür yağlar motorun çalışma şartlarına uygun değildir. Motor yağlarından istenilen özellikler, madeni yağ içine karıştırılan katkı maddeleriyle elde edilir. Katkı maddelerinin yağa kazandırdığı özellikler şunlardır.

a) Motor yağının, düşük sıcaklıklarda çok fazla kalınlaşmasını önleyerek soğuk havalarda motorun kolay çalışmasını sağlar.

b) Motor yağının yüksek sıcaklıklarda yağlama özelliğinin kaybolmamasını sağlar. Böylece piston, segman, subap gibi çok sıcak çalışan parçalar üzerinde oluşan artık maddeler (kurum, yağlı kurum) en aza iner.İş zamanında yanma sonucu oluşan su, kül, karbon ve diğer kimyasal maddelerin yağın içinde asit meydana getirmesini önleyerek motor parçalarının uzun ömürlü olmasını sağlar.

c) Motor yağının köpürmesini önleyerek yağlamanın kalitesini iyileştirir.

Motor Yağının Görevleri:
a) Sürtünmeyi en aza indirir. Birbirine temas halinde çalışan parçaların arasında yağ filmi meydana getirerek, sürtünmeden dolayı aşınmayı ve sıcaklığı en aza indirir.

b) Motor kompresyonunun düşmesini önler. Segmanların silindir yüzeyinden sıyırdığı yağ, segman ile yuvası arasına dolarak kompresyon kaçağına karşı sıvı conta gibi görev yapar. Kompresyonun, piston, segman, silindir arasından kartere kaçmasını en aza indirir.

c) Motor parçalarının soğumasına yardımcı olur. Karterdeki yağ, motor parçalarından daha soğuktur. Yağlama sırasında parçaların üzerinden aldığı sıcaklığı kartere getirerek parçaları az da olsa soğutur.

d) Motor parçalarını temizler. Motor yağı, yağladığı parçalar üzerinde aşınmadan dolayı meydana gelen talaşları ve yanma sonucu oluşan kurumları bünyesinde toplayarak kartere getirir. Böylece motor parçalarının devamlı temiz kalmasını sağlar.

Vizkosite ve Motor Yağları:
Vizkosite, yağların akıcılığa karşı direncini belirten bir terimdir. Bütün motor yağları S.A.E seri numarasıyla sınıflandırılır. S.A.E rumuzu Birleşik Amerika Devletleri’nde motorlu araçlar mühendisleri birliğinin (Society of Automotive Enginers) baş harflerini ifade eder. Motor yağlarının S.A.E standardı bu birlik tarafından düzenlenmiştir.S.A.E numarası küçük olan yağlar daha ince ve akıcı olur. S.A.E numarası büyük olan yağlar daha kalın ve az akıcı olur. örnek olarak S.A.E 10 numaralı yağ, S.A.E 30 numaralı yağdan daha ince ve akıcıdır. Motor yağları, benzinli ve dizel motorları için ayrı özellikte imal edilir. Benzinli motorlarda; SA, SB, SC, SD gibi S harfi ile başlayan yağlar kullanılır. Dizel motorlarında; CA, CB, CC, CD gibi C harfi ile başlayan yağlar kullanılır. Gerek benzin, gerek dizel motor yağları; yazlık, kışlık ve birleşik yağlar (dört mevsim yağları) olmak üzere üç çeşittir.

a) Yazlık Yağlar: S.A.E10, S.A.E20, S.A.E30, S.A.E40, S.A.E50 numaralı yağlardır.

b) Kışlık Yağlar: S.A.E5W, S.A.E10W, S.A.E20 W gibi yağlardır. W harfi yağın kışlık olduğunu belirler, İngilizce’de kış (winter) kelimesinin baş harfidir.

c) Birleşik Yağlar (Dört Mevsim Yağları): Bu tip yağlar her evsimde kullanılır. Yazın yazlık yağ kışın kışlık yağ özelliğini gösterir. Ancak hiçbir zaman ne yazlık yağın ne de kışlık yağın tam olarak yerini tutamaz. Bunlar, S.A.E 10W - 30 , S.A.E 20W - 40 , S.A.E 20W – 50 gibi yağlardır. Örneğin; S.A.E 10W-3 O numaralı yağ, kış mevsiminde S.A.E 10W numaralı yağ, yaz mevsiminde S.A.E30 numaralı yağ yerine kullanılır.

Motor Yağının Bozulma Sebepleri: Motor yağının bozulma sebebini iki maddede açıklayalım.

a) Yağın Kimyasal Olarak Bozulması: Motor yağı, motor çalıştığında sıcaklığı çok yükselir. Yağın içindeki mineraller, yüksek sıcaklıklarda hava içindeki oksijenle birleşerek oksitlenir. Ayrıca iş zamanında yanma sonucu oluşan diğer kimyasal maddeler, yağla birleşerek organik asitler meydana getirir.Oksitlenme ve asit etkisiyle motor yağı özelliğini kaybederek parçaların üzerinde aşınma, oksitlenme ve sakızlaşma (reçine) meydana getirir. Sakızlaşma, segmanların ve supapların yuvasında sıkışıp kalmasına sebep olur.

b) Yağın Fiziksel Olarak Bozulması: Emme zamanında silindire giren havanın içindeki tozlar, yanma sonu meydana gelen kurumlar ve diğer arak maddeler, parçaların aşınmasından doğan talaşlar, kartere kaçan gazların içindeki benzin veya mazot yağın kirlenmesine ve özelliğinin bozulmasına sebep olur. Gerçi yağ filtresi, yağın içindeki parçacıkların bir kısmım temizlese bile zaman içinde yeterli olamaz.. İşte, yukarıda ana hatlarıyla açıklanan sebeplerden dolayı motor yağı bozulur. Bu nedenle araç katalogunda tavsiye edilen sürelerde motor yağının yenilenmesi gerekir.

Motora Uygun Yağın Seçilmesi: Her motora uygun olan yağ araç katalogunda belirtilir. Bunun dışında, kullanacağımız yağa kendimiz karar vereceksek üç hususu göz önüne alarak seçimimizi yaparız. Bunlar:

a) Motorun Teknik Özellikleri:· Yüksek devirli ve yeni motorlarda yağ boşluğu az olduğu için S.A.E numarası düşük olan yağ kullanılır.

· Orta devirli motorlarda ve kullanılma ömrünü ortalamış motorlarda yağ boşluğu biraz fazla olacağı için S.A.E. numarası ortalarda olan yağ kullanılır.

· Düşük devirli motorlarda ve yağ boşluğu çoğalmış motorlarda S.A.E numarası biraz daha yüksek tutulur.

b) Motorun Çalışma Şartları:
Benzinli Motorlar İçin;
- SA servis tipi yağlar, katısız yağdır. Hafif yük altında çalışan benzin ve dizel motorlarında kullanılır.

- SB servis tipi yağlar, içinde paslanmayı önleyici kauçuk maddesi bulunur. Hafif yük altında çalışan benzin motorları için kullanılır.

- SC servis tipi yağlar, düşük ve yüksek sıcaklıklarda çalışmaya uygun, açınmaya, paslanmaya karşı özellikleri olan yağdır.

- SD servis tipi yağlar, 1968 yılı motor teknolojisine uygun olarak üretilmiştir ve benzinli motorlarda kullanılır. Ayrıca SB, SC servis tipi yağların tavsiye edildiği her yerde kullanılır.

- SE servis tipi yağlar, 1972 yılındaki motor teknolojisine uygun olarak üretilmiştir. Benzinli motorlarda kullanılır. Ayrıca SC ve SD servis yağlarının kullanıldığı her yerde rahatlıkla kullanılır.

- SF servis tipi yağlar, 1980 motor teknolojisine uygun olarak hazırlanmıştır. Benzinli motorlarda kullanılır.

- SG servis tipi yağlar: 1988 motor teknolojisine uygun olarak hazırlanmıştır. Benzinli motorlarda kullanılır. Mevcut en üstün yağdır.

Dizel Motorları İçin;
- CA servis tipi yağlar, kükürdü az ve iyi kalite mazot ile çalışan dizel motorları ile hafif hizmet yapan benzinli motorlarda kullanılır.

- CB servis tipi yağlar, orta yükte ve bol kükürtlü ve düşük kaliteli mazot ile çalışan dizel motorlarında kullanılır. Hafif hizmet gören benzinli motorlara da konulabilir.

- CC servis tipi yağlar, orta ve ağır yükte çalışan düşük süperşarj (blower) motorlarda veya türbo dizel motorlarında ve ağır yükte çalışan benzinli motorlarda kullanılır.

- CD servis tipi yağlar, yüksek hız ve yüksek verimli çalışan süperşarj ve turbo dizel motor yağıdır.

c) Aracın Çalışma Ortamının Hava Sıcaklığına Göre

Yağ Numarası Hava sıcaklığı (C derece)S.A.E 5W-20 -8 ile –30 arasında
S.A.E 5W-30 -30 ile 16 arasında
S.A.E 10W -18 ile 16 arasında
S.A.E 10W-30 -18 ile 40 arasında
S.A.E 10W-40 -18 ile 40 arasında
S.A.E 20W-20 -8 ile 40 arasında
S.A.E 20W-40 -8 ile 40 arasında
S.A.E 20W-50 -8 ile 40 arasında
S.A.E 3′0 -5 ile 40 arasında

Motor Yağının Seviye Kontrolü:
- Araç düz bir zemine alınır. Motor çalışıyor ise durdurulur. Yağın kartere süzülmesi için bir süre beklenir.

- Yağ çubuğu çıkartılıp, temiz bir bez ile silinir. Silme işlemi üstüpü gibi toz bırakıcı maddelerle yapılmaz. Yağ çubuğu tekrar yerine takılır ve çıkartılır.

- Yağ çubuğuna yapışan yağ seviyesi kontrol edilir. Yağ seviyesi, çubuk üzerinde bulunan iki işaret arsında olmalıdır.

- Yağ seviyesi düşük ise, daha önce motora konulan yağ ile tamamlanır, fazla ise normal seviyeye inene kadar boşaltılır.

- Motosikletlerde ise, Rotax motorlar (BMW F650, APRILLA PEGASO 650 gibi) için motor yine çalıştırılıp motor ılınana kadar beklenir. Ilındıktan sonra kapatılır ve yağ seviye çubuğundan bakılır. Karteri altta olan motosikletlerde ise ki çoğunluk böyledir, sabah hareket etmeden önce motor düzlenir ve kontrol camından yağ seviyesine bakılır.Motor Yağının Değiştirilmesi:

- Motor yağı katalogda tavsiye edilen sürede değiştirilir. (Bu süre binek arabaları için 3 ila 10 bin km arasındadır. Motosikletlerde 3 ila 5 bin km dir.)

- Motor sıcak ise biraz soğuması beklenir. Soğuk ise motor ılınana kadar çalıştırılır ve durdurulur.

- Karter boşaltma tapası sökülerek, eski yağ temiz bir küvete alınır.Motor içindeki yağın süzülmesi için bir süre beklenir.

- Filtre değişecek ise eski filtre sökülür. Yeni filtrenin lastik contası yağlandıktan sonra yerine takılıp elle sıkılır.

- Karter tapasına yeni conta takılarak yerine elle birkaç tur vira edildikten sonra anahtarla yeterince sıkılır.

- Motora yeterince yağ konur. Motor çalıştırılır.Karter tapasından ve filtre contasından yağ sızıp sızmadığı kontrol edilir.

Yağlama Sisteminin Görevi:
Yağlama sisteminin görevi, karterdeki yağı belirli bir basınçla motor içinde yağlanması gerekli yerlere gönderir.

Yağlama Sistemi Ana Parçaları
1. Karter: Karter, motor yağına depoluk yapar, yağın soğumasına yardımcı olur ve motorun alt tarafını kapatarak toz, toprak ve benzeri yabancı maddelerin motorun içine girmesini önler.

2. Yağ Süzgeci: Karterdeki yağın içinde bulunan büyük pislikleri süzer.

3. Yağ Pompası: Yağı karterden emerek belirli basınç altında yağ filtresine ve ana yağ kanallarına basar. Motorlarda dişli tip, paletli tip, rotorlu tip olmak üzere üç çeşit yağ pompası bulunur.

a) Dişli Tip Yağ Pompası: Pompa içinde birbiriyle kavraşmış iki dişli bulunur. Dişlilerden birisi döndüren, diğeri dönen dişlidir. Döndüren dişli hareketini bazı motorlarda kam milinden, bazı motorlarda krank milinden alır. Dişliler döndüğünde giriş kanalından gelen ve diş boşluklarına dolan yağ çıkış kanalıma taşınır. Taşınan yağın miktarı dişlilerin dönme hızına ve yağ kalınlığına bağlıdır.
Motor yağı soğuk iken veya motor devri yükseldikçe dişlilerin taşıdığı yağ, gereğinden çok fazla olur. Yağ basıncının belirli bir değerden daha fazla yükselmesini önlemek için çıkış kanalına yağ basınç ayar subabı konur. Basınç ayar subabı pompa gövdesinde veya ana yağ kanalı üzerinde olabilir. Pompa yağ çıkış basıncı, basınç ayar subap yayının basıncını yenecek kadar yükseldiğinde subabı açarak geri dönüş yapar.

b) Paletli Tip Yağ Pompası: Paletli yağ pompasında dişli yerine paletler kullanılır. Paletler, pompa gövdesi içinde, eksenden kaçık olarak dönen palet başlığındaki yuvalarına takılır. Yuva içindeki palet yayları, paletleri devamlı olarak gövde yüzeyi ile temas halinde tutar. Palet başlığı pompa miline bağlıdır. Mil döndüğünde paletler, giriş kanalı önünde büyüyen ve çıkış kanalı önünde sıfıra kadar küçülen bir hacim meydana getirirler. Yağın taşındığı hacmin sıfıra düşmesiyle yağ ana yağ kanalına basılır.

c) Rotorlu Tip Yağ Pompası: Rotorlu tip yağ pompasında iç rotor, rotor yuvasında pompa mili döndüğünde iç rotor ile çalışan dış rotor, yağ giriş kanalında büyüyen ve yağ çıkış kanalında sıfıra kadar küçülen değişken bir hacim meydana getirir. Giriş kanalında büyük hacme alınan yağ, çıkış kanalında hacmin sıfıra düşmesiyle ana yağ kanallarına basılır.

Yağ Pompası Arızaları:
Hangi tip yağ pompası olursa olsun, çıkış kanalına taşınan yağın geri dönmesine engel olunarak basınç artışı sağlanır. Yağın taşınmasını sağlayan parçalar aşındığı zaman pompadaki yağ kaçağından dolayı gerekli basınç artışı sağlanamaz. Bu durumda pompa sökülür. Temizleme sıvısı ile yıkanır ve basınçlı hava ile kurutulur. Pompa parçaları gözle kontrol edilir. Pompa gövdesinde çatlama,dişlilerde ve pompa milinde gözle görülür deformasyon var ise pompa yenisiyle değiştirilir. Yapılan gözle kontrolde bariz bir arıza yok ise, katalogdan boşluk değerleri ve ölçme şekilleri tespit edilerek ölçü aleti ile aşıntı kontrolüne geçilir. Ölçülen aşınma miktarı katalog değerlerinin üzerine çıkıyorsa mümkünse onarılır veya yenisi ile değiştirilir. Yağ pompalarının genel kontrolü ve boşluk değerleri aşağıda açıklanmıştır. Dişli tip yağ pompasında,dişli yanı ile gövde arasındaki boşluk sentil ile ölçülür. Boşluk miktarı 0.05 ila 0.13 mm arasında olmalıdır.

4. Basınç Ayar Subabı:

Basınç ayar subabı, yağ pompası tarafından ana yağ kanalına basılan yağın, basıncını istenilen değerde kalmasını sağlar. Basınç ayar subabı, ayar vidası, basınç yayı ve basınç subabından meydana gelir. Basınç subabı bilye veya piston şeklindedir. Sistemdeki yağ basıncı, belirli değere ulaştığında basınç yayının kuvvetini yenerek basınç subabını itip kısa devre kanalının açılmasını sağlar. Yüksek basınçlı yağ kısa devre kanalından yağ pompa girişme geri döner veya doğrudan kartere dökülür. Yağ basıncı normale döndüğünde subap, basınç yayının etkisiyle kısa devre kanalını kapatır.

5. Yağ Filtreleri:

Yağ filtresi, yağ pompasının bastığı yağı süzerek içindeki yabancı maddeleri temizler.Yağ pompasından gelen basınçlı yağ, filtre elemanının dış yüzeyinden süzülerek iç tarafa geçer. Yağın içindeki yabancı maddeler gözenekli kağıt filtre üzerinde kalır. Temizlenen yağ, ana yağ kanalından geçerek motor parçalarını yağlar.Motor yağ dolaşımı tam akışlı olan sistemde filtre üzerinde bir emniyet subabı bulunur. Emniyet subabının görevi, filtrenin tıkanması halinde pompadan gelen yağın ana yağ kanalına geçmesini sağlar. Bu şekilde motorun yağsız kalması önlenir.

Filtre Çeşitleri:

Motorların üzerinde iki çeşit yağ filtresi bulunur. Bunlar, tek parçalı (atom) ve elemanı değiştirilebilir tip filtredir.

a) Tek Parçalı (Atom) Yağ Filtresi: Bu tip filtreler, bir kez kullanılır. Ömrü dolduğunda atılarak yerine yenisi takılır. Yeni filtre, yerine takılırken lastik-conta yüzeyi yağlanır. Bundan amaç filtrenin kolayca sıkılması ve contanın hasar görmesini önlemektir. Filtrenin kullanılma süresi katalogla belirtilir. Genel olarak bu süre binek arabalarında normal şartlar altında 10 bin km dir.

b) Elemanı değiştirilebilir Yağ Filitresi: Genel olarak kapalı bir kutu içinde olur. Özellikle motosikletlerde daha sık rastlanır. Dışarıdan kapağı sökülmek suretiyle, içerideki filitre açığa çıkarılır.

6. Motorlarda Yağ Dolaşımı:

Motorlarda yağ dolaşımı, yağ pompasının bastığı yağın, yağ filtresinde temizlenmesi önceliğine göre iki şekilde olur. Bunlardan birisi kısa devreli diğeri ise tam akışlı yağ dolaşımıdır.

a) Kısa Devreli Yağ Dolaşımı: Kısa devreli yağ dolaşımında, yağ pompasından basılan yağ, yağ filtresinden geçmeden motor parçalarını yağlar. Sistemde harcanamayan yağın fazlası, yağ filtresinde temizlendikten sonra kartere akıtılır.

b) Tam Akışlı Yağ Dolaşımı: Tam akışlı yağlama dolaşımında, yağ pompasından gelen yağ, filtrede temizlendikten sonra motor parçalarını yağlar. Filtrenin kirlenerek tıkanması halinde motorun yağsız kalmasını önlemek için, filtre kısa devre supabı açılarak yağın doğrudan ana yağ kanalına (motora) gitmesi sağlanır.

7. Yağ Basınç Göstergeleri;

Yağ basınç göstergesinin görevi, yağ pompasının ana yağ kanalına gönderdiği yağın basıncını göstermektir. (Bazı araçlarda karterdeki yağın seviyesini gösteren yağ seviye göstergesi de bulunur.) Yağ göstergesinde basıncın düşmesi veya hiç gözükmemesi, motor parçalarının yetersiz veya hiç yağlanamadığı anlamına gelir. Böyle bir durumda, mutlaka ve mutlaka aracınızı durdurup, sorunun kaynağını bulmalısınız. Aksi takdirde motorunuzu yatak sarmaktan kurtaramazsınız. Bazı durumlarda yağ muşurunuzun da arızası sebebiyle ışık yanmış olabilir. Yağpompasının çalışıp çalışmadığını en iyi şu şekilde anlayabilirsiniz. Eğer filitreniz, değişebilir elemanlı bir filitre ise, civatalarını gevşetip, marş basınız. Yalnız motorunuzu çalışır çalışmaz tekrar kapayınız. Motorunuz çalıştığı anda filitre kabininden yağ basınçlı olarak akar ise, pompanız çalışıyor demektir. Bu gibi durumda tekrar civataları sıkıp yola devam edebilirsiniz. Ancak yine de dikkatli olun ve arada kontrol edin. Eğer kapaktan yağ atmıyor ise pompanız çalışmıyor demektir ve motorunuzu çalıştırmadan bir çekici ile servise götürnüzün.
Yağ göstergeleri ışıklı, elektrikli ve basınçlı tip olmak üzere üç çeşittir.

a) Işıklı Tip Yağ Göstergesi (Yağ Lambası): Araç gösterge panosunda yağ basıncını gösteren kırmızı renkli yağ lambası ve motor ana yağ kanalı üzerine bağlanan yağ muşüründen meydana gelir. Yağ muşürü, yağ basıncı olmadığı zaman lambayı yakar, yeterli yağ basıncı olduğunda lambayı söndürür.

b) Elektrikli Yağ Göstergesi: Elektrikli yağ göstergeleri, yağ muşürü (yağ basınç tüpü) ve gösterge saatin’den meydana gelir. Manyetik yağ gösterge saati içinde iki tane bobin bulunur. Devreye paralel olarak bağlı olan bobin, sabit ve zayıf manyetik alan meydana getirerek bir yay gibi ibreyi devamlı olarak sağa çeker. Seri bobin ise, üzerinden geçen akıma bağlı olarak değişken manyetik alan oluşturur. Bu bobinlerin meydana getirdiği, manyetik alanlar ibrenin hareketini sağlar.Kontak açılır açılmaz her iki bobin de manyetik alan meydana getirir. İbre, seri bobinin meydana getirdiği kuvvetli manyetik alanın etkisinde kalarak sıfırı gösterir. Motorun çalışmasıyla yağ pompası ana yağ kanalına belirli basınçta yağ basar. Ana yağ kanalına bağlı olan yağ muşürü diyaframı, yağın basıncı ile şişerek kayıcı kontağı devreye fazla direnç sokacak şekilde hareket ettirir. Seri bobinin devresine giren direnç, bobin üzerinden geçen akımı azaltır. Üzerinden geçen akımın azalması seri bobinin meydana getirdiği manyetik alanın zayıflamasına yol açar. Bu durumda ibre, paralel bobinin manyetik etkisiyle sağa doğru hareket eder.

c) Basınçlı Tip Yağ Göstergesi: Genellikle eski model araçlar üzerinde bulunur. Yağ basınç gösterge saati motor ana yağ kanalına ince bakır boruyla bağlanır. Motordan gelen yağın basıncına bağlı olarak gösterge saatindeki ibre hareket eder.

8. Yağ Radyatörü;

Bazı motorlarda, motor yağının daha iyi soğumasını sağlamak için yağ radyatörü kullanılır. Yağın radyatörde devri, yağ pompası tarafından yapılır. Radyatörün soğutulmasında hava veya soğutma suyu kullanılır.

Yağlama Sistemi Arızaları: Yağlama sisteminin en korkutucu arızası yağ basıncının düşmesi veya hiç olmamasıdır. Yağ lambasının yanması veya yağ göstergesinde yağ basıncının olmadığı veya aşırı düştüğü görüldüğünde motoru hemen durdurulur ve sebebi araştırılır. Yağ basıncının düşmesi; motora ince yağ konmasından, motor yataklarının fazla aşınmasından, yağ pompasının arızalı olmasından veya basınç ayar subabının arızalı veya ayarsız olmasından ileri gelir. Burada yağlama sistemini ilgilendiren kısım, yağ pompası ile basınç ayar subabının arızalı olmasıdır. Basınç ayar supabının yayı ve supabı sökülür, kontrol ve ayar edilir. Yağ pompasının çıkış basıncı ölçülür. Yağ basıncında yükselme görülmüyorsa yağ pompası sökülerek gözden geçirilir.
alıntıdır:kaynak
Zafer Yangın’a ve endurocu ‘ya teşekkurler

Yazı kategorisi: Teknik Bilgiler | Yorum Yok »

Terim Bilgileri

Yazan: iotomotiv Nisan 4, 2007

DOHC, SOHC
Double Over Head Cam, Single Over Head Cam: Türkçesi üstten çift eksantrikli, ya da üstten tek eksantrikli. Otomobillerin teknik özelliklerinin geçtiği birçok yerde karşılaşılan bu kısaltmalar otomobilden anlamayanların gözünü boyamak için, böyle İngilizce ve kısaltma halinde bırakılır. Ya da bu metinleri hazırlayan kişiler bunların ne olduğunun farkında değildir. Bu kısaltmalar motorun supaplarının silindirin üstünde bulunan bir ya da iki eksantrik mili tarafından hareket ettirildiğini gösterir. Daha eski otomobillerde eksantrik mili silindirlerin altında bulunur ve silindirin üstünde yer alan supapları uzun itecek kolları ile hareket ettirirdi, örneğin ‘94 model eski motorlu Tofaş Şahin’de olduğu gibi. SOHC, yani üstten tek eksantrikli motora örnek olarak 95′ten itibaren Şahin’de ve diğer Tofaş-Fiat modellerinde kullanılan motorları gösterebiliriz. Tipo 2.0 i.e. modelinde ise DOHC, yani üstten çift eksantrikli motor bulunuyor. SOHC ile DOHC arasındaki fark birincisinin iki supaplı ve ikincisinin de genelde 4 supaplı olmasıdır. Bazen üstten çift eksantrikli motorlar 5 supaplı da olabilmektedir.

TUBELESS, DUBLEKS
İç lastiksiz lastik. Eskiden lastiklerde havanın kaçmasını önlemek için ince bir iç lastik (şambrel) bulunurdu. Yeni tip lastiklerde artık bu iç lastik kullanılmıyor, dış lastik eski tip lastiklerdeki her iki bölümün görevini de yapıyor. Halk arasında dubleks dendiği için sanki iki kat lastikmiş gibi de anlaşılabiliyor. Aslında tek ve sağlam bir kat lastikten oluşuyor. Eski lastiklere göre avantajı çivi gibi küçük ve ince cisimler tarafından delindiğinde hemen havasının inmemesi. Lastiğe çivi girdiğinde bazen lastik çok yavaş inerken bazen de hiç inmez. Bazı lastikçiler lastiklerin üzerinden dört beş çivi birden çıkardıklarını söylüyor. Yani, ancak dördüncü ya da beşinci çividen sonra lastik inebiliyor. Normalde ortalama büyüklükteki bir çivi birkaç gün içinde otomobilin lastiğinin havasının gözle görülür bir şekil azalmasına neden olur. Bu nedenle arabanın yanına gelirken ve arabadan uzaklaşırken lastiklere bir göz atmak genel olarak iyi bir alışkanlıktır.

 

SIKIŞTIRMA ORANI, STROK
Silindirin içinde yakıt hava karışımının yakılarak güç elde edildiği odacığın (yanma odası) en büyük hacmi ile en küçük hacmi arasındaki oran. Silindirin içinde piston en üstte iken hacim en küçüktür ve piston en alt noktaya ulaştığında da en büyüktür. Örneğin 10:1 olarak belirtilen bir sıkıştırma oranı (kompresyon oranı da denir) silindirin içindeki hacmin motorun çalışması sırasında 10′dan bire indiğini ve tekrar ona çıktığını gösterir. Dizel motorlardaki sıkıştırma oranı daha yüksektir, örneğin 22:1 gibi. Bunun nedeni buji kullanılmayan bu motorlarda yakıtı ateşleyebilmek için daha yüksek bir basınca gerek duyulmasıdır. Dizel motorları daha fazla basınca dayanabilmesi için daha sağlam (kalın) yapıldığından ağırlıkları da daha fazladır. STROK, silindirin hareketi sırasında çıktığı en üst düzey ile indiği en alt düzey arasındaki uzunluktur. Sıkıştırma oranını kullanarak şöyle de tanımlayabiliriz. Pistonun (yukarıdaki örneğe göre) sıkıştırma oranının 10:10 olduğu konum ile sıkıştırma oranının 10:1 olduğu konum arasındaki hareket mesafesi. En basit haliyle silindir hareketinin uzunluğu diyebiliriz.

TORK
Tork döndürme kuvveti demektir. Motorların gücünün yanında torku da belirtilir, örneğin, 3800 dakika/ devirde 145 Nm gibi. Ne işe yarar? Basit olarak açıklamaya çalışırsak, bir otomobilin, daha doğrusu motorunun torku iyiyse kullanımı daha rahat olur çünkü motor daha geniş bir devir aralığında vites değiştirmeden kullanılabilir. Ya da acil durumlarda yine daha az vites değiştirme ihtiyacı hissedilir. En yüksek tork olarak belirtilen rakamın yanında bu rakamın elde edildiği devir de önemlidir. Motorlar daha çok düşük ve orta devirlerde kullanıldığı için özellikle şehir içinde, torkun düşük devirlerden itibaren yüksek olması çok kullanışlıdır. Böylece alt vitese geçmeden hareketi sürdürmek mümkün olur. Genel olarak motor hacmi yükseldikçe tork artar ama aynı motor hacmine sahip motorların torkları ve “tork eğrileri” farklı olabilmektedir. Bunun nedeni de motor tasarımındaki farklılıklardır. Silindirlerin çapı ve stroku, ateşleme zamanlaması ve diğer bazı niteliklerden oluşan genel olarak “teknoloji” diyebileceğimiz özelliklerdir bu farkı yaratan. Ayrıca herkesin bildiği gibi dizeller “torklu” motora sahiptir. Bunun anlamı düşük devirde yüksek tork sağlıyor olmasıdır. Benzinli motorlardan farklı olarak dizel motorlarının en yüksek torku 1800-2500 dakika/devirde elde edilir. Bu sayede çok devire gerek kalmadan motor “çeker”. Diyelim ki bir benzinli motorla bir dizel aynı en yüksek torka sahip olsun, yine dizel motor daha avantajlıdır çünkü bu torku daha düşük devirde sağlıyor. Bunun pratik avantajı, örneğin bir yokuş çıkarken üçüncü viteste 2000 d/d’de iken dizel motorlu arabada gaza basarsınız ve araba hızlanabilir, benzinli motora sahip araba ise hızlanamaz ve büyük bir olasılıkla bir alt vitese geçmek zorunda kalır. Düşük devirlerde yüksek çekiş gücü sağladığı için dizel motorlar özellikle ticari araçlarda kullanılmaktadır. Motorun beygir gücü ile torku karıştırılmamalıdır. Bunlar farklı şeylerdir. Torkun anlamını somut olarak anlamak için şöyle bir örnek de verilebilir. Diyelim ki iki tane aynı beygir gücüne sahip araba var. Torkları ise farklı. Her iki arabayı arkaları birbirine doğru gelecek şekilde yanaştırıp bağladığınızda, iki araç birden hareket ettiğinde (halat çekme oyunu gibi) beygir güçleri aynı olmasına rağmen, torku yüksek olan diğerini çeker.

Beygir gücü ile tork arasındaki fark nedir

Beygir gücü belli miktarda bir güç ölçüsüdür örnek vermek gerekirse dakikada 33. 000 ft-lb’lik (foot-pounds) veya saniyede 75 kg metrelik iş demektir. Tork ise newtonmetre cinsinden motorun gücüdür. Pistonlardan krank miline verilen etken güce bağlıdır. Döndürme veya burma çabasıdır. Metre, kilogram veya pound-foot’la ölçülür. Motorunun torku iyiyse arac kullanımı aynı oranda rahat olur, tork motorun daha geniş devir aralığında vites değiştirmeden kullanılabilmesini sağlamaktadır. Zaten araçların teknik verilerine baktığınızda beygir gücü yanında, torkunda ayrıyeten belirtildiğini göreceksinizdir.

Tork Nedir?

TA2FR Sinan Güven
E-Mail:
ta2fr@antrak.org.tr

Otomobil ile ilgilenenlerin dillerinden düşürmedikleri bir kelime vardır.
Bu kelime hem çok bilmekle orantılı olarak kullanılır, hem de sahip olunan
aracın değerini arttırır. Bu kelime ‘Tork‘ kelimesidir. Araba dergileri pekçok
parametre yanında bu tork denen şeyi de hiç ihmal etmezler.
Torku şu kadar, torku bu kadar diye konuşulur da konuşulur….
İyi de nedir bu tork?

Arabanız varsa ve araba sizin için bir hobi ise bilmek için veya
havanız varsa ve hava atmak sizin için bir hobi ise hava için
bu yazıyı okuyun.

MKSA sisteminde (metre kilogram saniye amper ) Kuvvet birimi NEWTON’dur
Newton’un tanımı şöyledir:

NEWTON: Kütlesi bir kilogram olan bir cisme 1 m/sn karelik ivme kazandıran
kuvvet bir Newton’dur.

Herhangi bir noktaya uygulanmaya çalışılan kuvvet, o noktaya
dik olarak en yakın noktadan uygulandığında daha etkilidir.
Burada MOMENT kavramı ortaya çıkar.

MOMENT: Bir kuvvetin bir noktaya göre momenti diye; o nokta ile kuvvet
vektörünün arasındaki dikmenin, kuvvet ile çarpımına denir. Aşağıdaki şekilde
f2 kuvvetinin, çemberin merkezine göre momenti: bu kuvvet vektörüne
dik olan k ile f2 kuvvetinin çarpımıdır .

F3 kuvvetinin aynı noktaya göre momenti ise sıfırdır. Neden ?
Çünkü f3 kuvvetinden çemberin merkezine olan dikme yoktur
veya değeri 0′dır bir sayının 0 ile çarpılması sonucu sıfır olur.

Aynı şey f1 ile düşünüldüğünde moment: f1 ile d’nin çarpımıdır.

TORK: Tork veya diğer adı ile dönme momenti: Bir eksen etrafında dönen
bir cisim düşünelim, bir tekerlek gibi… Tork; bu dönen tekerleğin dönme
ekseni ve kuvvetin uygulandığı nokta arasındaki dikme ile kuvvetin çarpımıdır.

Şekildeki tekerleğin ortasından bir mil geçtiğini ve tekerleğin bu mil etrafında
döndüğünü varsayalım. Tekerleğe tatbik edilen kuvvet F 3 ise teker dönmez.
F 2 ise tekerlek bu kuvvetin dik bileşeni oranında döner. F 1 ise tekerin
dönme eksenine göre momenti tani torku:

Tork = d * F 1′dir d ile uygulanan kuvvet arasındaki açının dik olması
gerekir (momentin tanımı).

Eğer F2 kuvveti yönünde bir kuvvet vektörü söz konusu ise bu kuvvetin
F1 bileşeni ni bulmak gerekir.

Şekilde q açıları eşittir. F1 = F2 .sin q’dur halde buradaki tork
T = d * sin q .F2 olur veya kuvvetin dik bileşeni yerine uygulanan kuvvete
dik olan uzaklığı bulalım. Şekildeki dik olan doğru parçası k olsun

sin q = k/d dir k = d * sin q olur Moment tanımına göre

tork = k * kuvvet T = d * sin q . F 2 olur.Yani ilk formüle bu şekilde de ulaşılır.

Bu formülden görüldüğü gibi ( sin q değeri en fazla 1 olduğu için )
sin q 1 şartını sağlayan kuvvet tatbikinde tork en fazladır.
Sin q = 1 değeri q= 90 derece için geçerlidir. O halde kuvvet dönme
eksenine dik olduğu zaman tork en büyüktür.

q = 180 veya q = 0 derece için sin 0 olduğundan tork 0 olur yani dönme
olmaz. Bu da F3 yönünde çekme veya zıddı olan itme kuvvetidir.
Bu kapı kanadından dik olarak çekilen bir döner kapının neden dönmediğini
açıklar.

Tork birimi newton metredir . Niye newton metredir ?
Çünkü; kuvvet ile uzunluğun çarpımıdır da ondan. Bu tork neye yarar.
Arabaya meraklı olanlar torku şu bu diye hava atarlar. Yani ne oluyor.
Araba söz konusu olunca daha doğrusu bir dönme hareketi olunca önemli
olan devir sayısıdır, kıyaslamayı aynı devirde yapmak lazımdır. Aynı devirde
dönen iki motorda tork’u daha büyük olan daha çok yük taşır,
daha iyi yokuş tırmanır. Transmisyon eşit ise daha hızlı gider.
Yani ; ‘Çoksa torkun olmasın korkun‘ denilebilir.

Yazı kategorisi: Teknik Bilgiler | Yorum Yok »