Hizmet Nimettir

Edeble Gelen Lütufla Gider بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيم

Arşiv 'MODİFİYE (tuning)' Kategori


Kara Şimşek - knight rider

Yazan: suveyda Temmuz 3, 2007

Yazı kategorisi: ANTİKA, MODİFİYE (tuning) | Yorum Yok »

Opel Design

Yazan: iotomotiv Mart 24, 2007

Yazı kategorisi: MODİFİYE (tuning), OPEL | Yorum Yok »

CHRYSLER

Yazan: iotomotiv Mart 24, 2007

Chrysler

Yazı kategorisi: CHRYSLER, MODİFİYE (tuning) | Yorum Yok »

Mercedes Design

Yazan: iotomotiv Mart 24, 2007

mercedes

design

merdeces

15-20 Kişilik Özel VIP Otobüsler . İçerisinde DVD, TV, WC, BANYO, Döner Koltuklar ve 6 Kişilik Yatak Bölümlerinden Oluşmaktadır

Yazı kategorisi: MERCEDES BENZ, MODİFİYE (tuning) | Yorum Yok »

VOLKSWAGEN indesign

Yazan: iotomotiv Mart 24, 2007

volkswagen

Transporter

volkswagen

Yazı kategorisi: MODİFİYE (tuning), VOLKSWAGEN | Yorum Yok »

Yazan: iotomotiv Mart 24, 2007

volkswagen

Transporter

volkswagen

Transporter

volkswagen

transporter

volkswagen

transporter

Yazı kategorisi: MODİFİYE (tuning), VOLKSWAGEN | Yorum Yok »

GMC Design

Yazan: iotomotiv Mart 24, 2007

GMC

GMC

GMC

GMC

GMC

GMC

Yazı kategorisi: GMC, MODİFİYE (tuning) | Yorum Yok »

Lamborghini’den hız tutkunlarına

Yazan: iotomotiv Mart 7, 2007

Lamborghini’den hız tutkunlarına

Spor otomobil markası Lamborghini, geçen yıl, 2087 otomobil satarak rekor kırmıştı. Bu başarıyı sürdürmeyi hedefleyen marka, Gallardo’nun yarış otomobili versiyonu olan Lamborghini Gallardo Superleggera’yı hız tutkunlarının beğenisine sunuyor.

 
 
Lamborghini'den hız tutkunlarına
Bu yeni model, standart bir Gallardo’dan 100 kg. daha hafif ve 10 HP daha güçlü, yarış için tasarlanmış bir model.

İtalyan mucizesi Lamborghini, 2006 başında Gallardo Spyder’ı aynı yılın yaz ayında ise Murcielago LP640 Coupe’yi pazara sunmuştu. Geçen yıl içerisinde 2087 otomobil satan Lamborghini, 2007’de de bu başarısını sürdürmeyi amaçlıyor.

2006 yılında satış ofislerinin sayısını, aralarında Türkiye’nin de olduğu 35 yeni operasyonu katarak 100’e çıkaran Lamborghini, Gallardo modelinin başı çektiği yüksek satış rakamlarını yeni modellerle desteklemeyi amaçlıyor.

Daha hafif, daha hızlı bir yarış otomobili

Lamborghini mühendislerinin yoğun çalışması sonucu 10 HP artırılan motor gücü ve otomobilin farklı bölümlerinde kullanılan karbon fiber malzemeyle sağlanan 100 kg. hafif gövde (1430 kg.) Gallardo Superleggera’yı bir yarış otomobili yapıyor. Tabiî ki bu hafifliğe ulaşılması için konfordan ödün verilmiş durumda. Lamborghini Gallardo Superleggera kendi sınıfının en çabuk hızlanma süresine sahip. Ekstrem bir performans otomobili olan Superleggera 0-100 hızlanmasını 3.8 saniyede yapabiliyor. Otomobilde standart olarak bulunan e-gear şanzıman direksiyon hâkimiyetini bırakmadan kademeli vites değiştirmeye olanak veriyor. Superleggera’da kullanılan motor Lamborghini’nin 4951 santimetreküp V10 motorunun en son ve en gelişmiş versiyonu. Yükseltilmiş beygir gücü ile 530 HP’ye 8000 devirde ulaşabiliyor.

Lamborghini Gallardo Superleggera’nın motor kaputunda kullanılan ve otomobile ekstra hafiflik sağlayan şeffaf malzeme aynı zamanda bu muhteşem gücü üreten motorun gözle görülmesini de sağlıyor. Bu özel malzeme aynı zamanda otomobilin alt kaplamasında, kapı kollarında, aynalarda ve orta konsülde de kullanılmış

Scorpius jantlar kullanılan Superleggera’da e-gear şanzıman standart olarak sunuluyor. Otomobilin spor paketinde ise diğer özelliklere ek olarak şok emiciler ve özel süet kaplı direksiyon bulunuyor. Opsiyonel olarak sunulan özellikler ise şunlar: Navigasyon, CD değiştirici, arkayı gösteren kamera ve arka spoyler.

Az sayıda üretilecek olan Lamborghini Gallardo Superleggera’nın renk seçeneği de sınırlı; Midas sarısı, Borealis turuncusu, Telesto grisi ve Noctik siyahı olmak üzere 4 renk seçeneği ile satışa sunuluyor.

HABER7

Yazı kategorisi: MODİFİYE (tuning), ___HABERLER___ | Yorum Yok »

MODİFİYE NEDİR????

Yazan: iotomotiv Şubat 3, 2007


MODİFİYE NEDİR ?

Motorun Gücünü artırmak,
fren sistemini güçlendirmek, kabin ve karoserde bir takım değişiklikler
yapmak,aracın daha süratli görüntüsü ve hızıyla dikkati çeken bir otomobil
haline getirilmesi için yapılan değişikliklerdir.Diğer otomobillerden ayırt
edilen en büyük özellikde bu olsa gerek..

Modifiyenin en çarpıcı
özelliği motor gücünü artirmaktır.Daha genis piston kullanmak ya da egzantrik
milinin derecesini degistirmek, motora güç kazandirmanin en etkin yollari.
Bununla birlikte, elektronik beyin programinin gelistirilmesi ve hava emmeyle
egzoz sisteminin modifikasyonu. Turbo motorlarda bu islemlerin yanında turbo
valfinin basinç limitini artırılması, intercooler’i büyütmek ve pop-off supapı
monte ederek güç artirilabiliyor.

Otomobillerde yapılan bu
teknik değişiklikler sadece sürat yapması için değil, yol tutusu güçlendirmeyi
ve frenaj kabiliyetini artirmayi da kapsiyor. Bu degisimlerin hepsi bir zincir
olarakta düşünmemiz mümkün.Bu yüzden zincirlerden biri eksik olduğu zaman
mutlaka olumsuz bir faktörle karşılaşmak kaçınılmaz oluyor.Örneğin;Gücü
artirilan otomobili yolda tutmak için birtakım teknik degisiklikler yapmak ve
güvenli durabilmesini saglamak için fren sistemini güçlendirmek gerekiyor. Biri
eksik oldugunda, ölümle dahi sonuçlanabilecek kazalarin yasanması her an mümkün.
Bu nedenle modifiye işlemini yaptırırken doğru sıralama yapmak gerekiyor. Bu
arada kullanilan parçalarin titizlikle seçilmesi mutlaka belgeli ve trafikte
kullanima uygun olduğuna dikkat etmek gerekiyor.Bu işlemi yaptırırken ilk
yapılması gereken profesyonel kişilerden yardım alınması olmalıdır.
Teknolojinin gelismesi ile birlikte otomobillerinde farkli zevklere göre
tasarlanması sağlandı. Bu farklı tasarımların ortaya çıkmasında belkide en büyük
pay sahibi motorsporlarının oldu.Kabin içindeki süslemelerden alüminyum
görünümlü depo kapaklarina kadar tüm aksesuarlarin temelinde Motorsporları
yatıyor.Dış görünümde lastik-jant, karoser kiti, farlar, far kasları, son
susturucular,hava kanalları ve aynalar otomobilin otomobili diğer otomobillerden
farklı kılan özellikler. Bu aksesuarlardan bir bölümü, otomobilin sadece
görünümüne degil, yol tutusuna da katkı sagliyor. Kabindeyse Renkli
göstergeler,vites topuzu, direksiyon simidi,konsol kaplamalari koltuklar yapilan
degisiklikler arasinda yer aliyor.

Dikkat edilmesi gereken
diğer bir hususta modifiyeli araçları kullanırken kendi hız zevkiniz için
başkalarının canını tehlikeye sokacak şekilde caddelerde yarış yapmak yerine
çeşitli kuruluşların düzenlediği yarışlarda adrenelinizi yükseltmenizi tavsiye
ederiz.Unutmayın ki cadde ve sokaklarda yapılan hız özgürlük değildir.



TEK BİR TUŞA BEDEL 150 HP…..NOS

Açılımı
Nitrous Oxide olan NOS uygulaması, güç arttırmanın en etkili yollarından bir
tanesidir. İçten yanmalı bir motorun gücü, dışarıdan aldığı oksijeni,
püskürttüğü yakıtla ne kadar şiddetle patlatabildiğine bağlıdır. Motor
modifiyesinin genel amacı motora giren hava (oksijen) benzin karışımını
arttırmak ve bu suretle içerdeki patlamayı şiddetlendirmektir.

Yani,
sistemdeki iki ana değişken, yakıt ve oksijendir. Yakıtın depolanması ve
aktarılması nispeten kolaydır. Fakat alınan hava miktarının arttırılması ek
çalışmalar gerektirmektedir ve genellikle modifiyenin konusunu bu
oluşturmaktadır.

İçeri
giren havadaki moleküllerin yoğun olması en önemli faktördür. Soğuk hava sıcak
havadan çok daha yoğundur. İçeri giren hava ne kadar yoğun olursa içerdeki
patlama o derece şiddetli, üretilen güç ve tork da o derece yüksek olur.
Otomobillerin soğuk havada daha iyi performans göstermelerinin ve hava
filtrelerinin soğuk hava alacak şekilde monte edilmesinin sebebi de budur.

NOS
yani nitrojen ve oksijen karışımı, yakılacak olan oksijen miktarını ve
patlamanın şiddetini iki şekilde arttırır. Bunlardan birincisi ve en önemlisi,
her 2 nitrojen atomu ile birleşik 1 oksijen atomu şeklinde yanma odasına giren
nitrous oxide’nin, içerdeki yüksek ısıda nitrojen ve oksijen ayrışmasıdır.

Bu durumda serdest kalan oksijen, dışarıdan alınan havaya ek olarak daha fazla
benzinin yakılmasına ve patlama şiddetinin artmasına imkan tanır.
İkinci
faktör ise, sıvı olarak tüpte yaklaşık 1000 PSI basınç altında tutulan nitrous
oxide, emme manifoltuna doğru ilk serbest kaldığı anda basınç farkından dolayı
gaza dönüşür. Bu değişim, ısı emerek, içerdeki sıcaklığın çok ciddi oranda
düşmesini sağlar. Isının düşmesi, elbette daha yoğunlaşan oksijen molekülleri
anlamına gelmektedir. Bu da içerdeki patlamayı kuvvetlendirecek ikinci etkendir.

Bu
sayede NOS, motor gücünü diğer modifikasyonlardan çok daha hızlı, çok daha basit
ve çok daha büyük bir şekilde arttırır. Üstelik fiyatı da oldukça makuldur.
Ancak nitrous oxide tarafından üretilen bu büyük güç, buna göre üretilmemiş olan
aksamlar üzerinde yıpranmaya neden olabilir. Buna, piston ve piston
yataklarından tutun da aktarma organlarına ve yürüyen aksama kadar çok çeşitli
örnekler verilebilir.

Sağladığı büyük güce karşılık, NOS’un kullanımı sınırlı süreler içindir.
Cockpitteki switchlerle sürücü tarafından kontrol edilebilen NOS tüpü, en fazla
30 saniye aralıksız olarak açık tutulabilmekte ve drag yarışları veya benzeri
ani kalkışlarda ve ani hızlanmalarda kullanılmaktadır.

NOS’un
DRY ve WET olarak adlandırılan iki değişik tipi bulunmaktadır.

DRY
NOS’ta sistem, gazı ve hava filtresinden içeri giren havayı yakmak için mevcut
enjeksiyon sistemini kullanmaktadır. Elbette çoğunlukla bu durumda enjektörlerin
büyütülmesi ve elektronik kontrol ünitesinin modifiye edilmesi söz konusu
olmaktadır.

WET
yani ıslak NOS tabir edilen modellerde, emme manifoltuna giden gazı ve hava
filtresinden gelen havayı içerde yakabilmek için yakıt takviyesi bulunmaktadır.
Wet yani ıslak olarak tabir edilen yer aslında emme manifoltudur. Wet sistem,
mevcut enjeksiyon sistemini modifiye etmek yerine, NOS sisteminin fazladan
gereketirdiği yakıtı adeta kendi yanında getirmesi anlamına gelir. NOS tüpü
kapalı iken otomobil standart enjeksiyon sisteminin sağladığı yakıt ile
çalışmaktadır. NOS yüklemesi yapıldığı ve gaza basıldığı anda tüpten gelen ek
yakıt da devreye girerek emme manifoltuna püskürtülür ve kuru sistemde sadece
hava ve gaz aktaran emme manifoltu, wet çalışan bu sistemde hem hava ve gaz hem
de sıvı yakıt aktaracaktır.

Tabii
ki her iki sistemin de kendine özgü avantaj ve dezavantajları vardır. Dry sistem
fazladan bağlantılar ve tüpte yakıt depolamayı gerektirmemesi açısından
avantajlıdır ancak her silindire giden nitrous, benzin ve hava miktarının aynı
olamaması gibi bir dezavantajı vardır.

Wet
sistemde her silindire tam tamına gerekli oranlarda benzin ve nos karışımı
gönderme imkanı vardır. Fakat bu sistemin dezavantajı da hava ve yakıt
aktarmasıdır. Emme manifoltu hava, nitro ve benzin karışımını aktarmak zorunda
kalmaktadır. Sadece hava aktarmak için dizayn edilmiş olan bu aksam, hava benzin
karışımını aktarmakta çok da etkili değildir. Ayrıca tüpteki benzin azaldıkça,
gönderilen benzinin basıncı da azalmakta ve sonlara doğru performansta kayıplar
olmaktadır.



Modifiyeli
Otomobiliniz Ne Kadar Güçlenir?

AUDI

A3 - A4 - 1.8T 20V (150hp)
Hava Filtresi+Superchips -> +40BG
Hava Filtresi+Egzoz Sistemi+Superchips -> +50BG

TT 1.8T (180hp) 4WD
Hava Filtresi+Superchips+Pipercams(BP270) -> +35BG

S3
Hava Filtresi+Superchips -> +35BG

BMW

320i - 520i 24V 6 CYL.
Hava Filtresi+Superchips -> +19BG

325i 24V 6 CYL.
Hava Filtresi+Superchips -> +20BG

316i 8V 4 CYL.
Hava Filtresi+Superchips+Pipercams(BP270) -> +26BG

FIAT

Palio
Hava Filtresi+Superchips+Pipercams(BP270) -> +35BG

Tipo - Uno 1.4ie OHC
Hava Filtresi+Superchips+Pipercams(BP270) -> +26BG

Tipo - Tempra - Dogan S 1.6 OHC
Hava Filtresi+Pipercams(BP270) -> +26BG

131 1600 OHV
Hava Filtresi+Pipercams(BP270) -> +14BG
Hava Filtresi+Pipercams(BP285) -> +20BG

FORD

Escort ZETEC 1.6 16V DOHC
Hava Filtresi+Superchips -> +11BG
Hava Filtresi+Superchips+Pipercams(BP270) -> +20BG
Hava Filtresi+Superchips+Pipercams(BP285) -> +26BG

Escort XR3i ZETEC 1.8 16V DOHC
Hava Filtresi+Superchips+Son Susturucu -> +13BG

Escort RS Cosworth
Superchips Kit Phase Two-> +110BG
Sierra 2.0 8V DOHC
Hava Filtresi+Superchips -> +12BG

LADA

Samara
Hava Filtresi+Pipercams(BP285) -> +18BG
Hava Filtresi+Blueprint+Pipercams(BP300) -> +38BG

NISSAN

300 ZX Turbo
Superchips Kit Phase One-> +120BG

OPEL

Corsa GSI 16V
Hava Filtresi+Superchips -> +15BG
Hava Filtresi+Superchips+Pipercams(BP270) -> +20BG

Astra GSI - Vectra 2.0 16V DOHC - (136hp)
Hava Filtresi+Superchips -> +15BG
Hava Filtresi+Superchips+Pipercams(BP270) -> +24BG

Astra GSI - Vectra GT 2.0 16V DOHC - (150hp)
Hava Filtresi+Superchips -> +19BG
Hava Filtresi+Superchips+Pipercams(BP270) -> +38BG

Astra - Vectra 2.0 8V OHC
Hava Filtresi+Pipercams(BP285) -> +26BG
Hava Filtresi+Superchips+Pipercams(BP285) -> +30BG

Calibra
Hava Filtresi+Superchips -> +35BG

PEUGEOT

106 S16
Hava Filtresi+Superchips -> +16BG
Hava Filtresi+Superchips+Pipercams(BP285) -> +30BG

205 GTI 1.9
Hava Filtresi+Superchips+Pipercams(BP270) -> +22BG

206 GTI
Hava Filtresi+Superchips -> +12BG

306 GTI
Hava Filtresi+Superchips+Pipercams(BP270) -> +29BG

RENAULT

1400 1600 OHV - 1700 OHC
Hava Filtresi + Pipercams(BP270) -> +15BG
Hava Filtresi + Pipercams(BP285) -> +26BG

Clio 1.8 RSI
Hava Filtresi+Superchips -> +18BG

SUBARU

Impreza Turbo AWD
Hava Filtresi+Superchips -> +40BG

Legacy Turbo AWD
Hava Filtresi+Superchips -> +40BG

TOYOTA

Corolla 1.6
Hava Filtresi+Superchips -> +15BG

VOLKSWAGEN

Polo 1.4 16V (100hp)
Hava Filtresi+Superchips -> +12BG

Golf - Bora - 1.6 8V (101hp)
Hava Filtresi+Superchips -> +12BG
Hava Filtresi+Egzoz Sistemi+Superchips+Pipercams -> +34BG

Passat 1.8 20V (125hp)
Hava Filtresi+Superchips -> +14BG

Passat 1.8T 20V (150hp)
Hava Filtresi+Superchips -> +40BG
Hava Filtresi+Egzoz Sistemi+Superchips -> +50BG

Caravelle - Transporter - 2.5TD
Hava Filtresi+Superchips -> +40BG
Hava Filtresi+Egzoz Sistemi+Superchips -> +48BG

VOLVO

S40 T4
Hava Filtresi+Superchips -> +35BG
Hava Filtresi+Egzoz Sistemi+Superchips -> +42BG

850 20V Non-Turbo
Hava Filtresi+Egzoz Sistemi+Superchips -> +24BG


Yazı kategorisi: ANTİKA, MODİFİYE (tuning) | Yorum Yok »

Oto Müzik Sistemi Firmaları

Yazan: iotomotiv Şubat 3, 2007

Oto Muzik

Rockford şirketi amerika’nin en büyük uzman araba ses sistemi üreticisidir. Rockford şirketi, rockford fosgate “punch” amplifikatörleri ve subwoofer’lari ile dünya çapinda ünlüdür.

Otomobil ses sisteminin yanisira, rockford ayrica hafler marka profesyonel kayit stüdyosu amplifikatörleri ve pre-amplifikatörleri üretmektedir. Rockford fosgate ürünleri abd’de üretilmiştir (made in the usa). Güçlü amplifikatörler ve subwoofer’lar. “skipping”i önleyen ileri teknoloji lazer sistemlerine sahip olan cd player’lar, “punch” ve “power” hoparlörlerinde ileri teknoloji malzemeler.

Dünyanin ilk bilgisayar kontrollü ekolayzer / preamplifikatör / aktif crossover sistemine sahip olan amplifikatörler. Rockford fosgate “fanatikler için oto müzik sistemleri”. Rockford fosgate’in türkiye’deki distribitörü okçu oto müzik merkezi tic. A.Ş.’dir.

Mb quart hoparlörleri almanya’da tasarimlanmis ve üretilmislerdir. En prestijli iasca yariş “sound-off” araclarindan bazilari mb quart hoparlorleri ve crossover’lari kullanmaktadir. Gercekten de, abd’deki iasca yarismalarinda son 8 yildan bu yana, baska hic bir hoparlor mb quart’dan daha fazla odul kazanamamistir.

Bu arka arkaya 8 7yil demek! Mb quart hoparlorleri duymaktan hosnut olacaginiz müzigi eforsuz sekilde reprodükte etmek icin grafit ile takviye edilmis konilere ve cok hafif süspansiyonlara sahiptir. Otomobil ses sistemlerinde en kücüklerinden bir tanesi olan mb quart teweeter’lari kücük bir paket icinde güclü temiz ses yaratmak icin titanyum kubbeler ve neodimium miknatislar kullanir. Mb quart’in türkiye’deki distribütorü okçu oto müzik merkezi tic. A.s.’dır.

Bu bölümde oto ses sistemleri üzerine profesyonelleşmiş
dünyaca ünlü firmalara linkler bulabilirsiniz.

vdo dayton
mb quart


Yazı kategorisi: ANTİKA, MODİFİYE (tuning) | 1 Yorum »

Chrysler Marka Arabalar (Dodge Viper)

Yazan: iotomotiv Ekim 13, 2006

Yazı kategorisi: MODİFİYE (tuning) | Yorum Yok »

Turbonun görevleri nelerdir? Turbo nasıl çalışır?

Yazan: iotomotiv Ekim 13, 2006

Turbonun görevi daha fazla soğuk havayı motora vererek performansı arttırmaktır. Motorda soğuk hava sıcak havadan daha yoğundur. Bu yüzden motordan içeri giren hava ne kadar yoğun olursa içerdeki patlama o derece şiddetli olur. Bu sayede de üretilen güç ve tork da fazlalaşır. Otomobillerin soğuk havalarda daha iyi performans sergilemesinin sebebi budur. Turbo ise daha fazla soğuk havayı motora vererek performansı artırır.

Turboşarj ve Süperşarj
Otomobilin performansını en üst noktaya çıkarabilmek için kullanılan iki farklı sistem vardır. Bunlar süperşarj ve turboşarjdır.

Süperşarj
Süperşarj aslında basit bir kompresördür. Dışarıdan gelen havayı basınçlı bir şekilde içeri püskürtecek şekilde dizayn edilmiştir. Süperşarjın iki farklı çeşitte uygulanması mümkündür. Emme manifoltu ile throttle body arasına veya throttle body’nin önündeki hava girişine monte edilebilir. Eğer emme manifoltu ile throttle body arasına monte edilirse, enjeksiyon sisteminde mekanik bir değişiklik yapmadan benzin akışının ayarlanması mümkün olur. Bu genellikle yarış otomobillerinde de tercih edilen daha pratik bir sistemdir. Eğer süperşarj throttle body’nin önünd monte edilirse, gelen basınçlı havayı karşılamak için normalden daha yüksek basınçla yakıt püskürtülmesi gerekecektir.

Çalışma sistemi
Süperşarjın içindeki kompresör çalışma gücünü yine motor kayışlarından ve dişlilerden alır. Bu çalışma için turboşarja göre daha fazla güç gerektiren bir sistemdir. Ayrıca sağladığı sıkışma sebebiyle motorun çabuk yıpranmasına sebep olmaması için motor kompresyon oranı pistonların değişmesi suretiyle düşürülmelidir.

Süperşarj daha fazla benzin tüketebilir
Aynı silindir hacminde ve aynı yanma odalarına sahip iki motordan, süperşarj uygulanmış olan motor aynı büyüklük içinde daha fazla sıkıştırma ile çalışacak ve daha fazla benzin yakacaktır. Buna karşılık turbo uygulamasındaki kadar yüksek güç veremeyecektir.

Turboşarj’a göre avantajlı
Turboşarj uygulamasında, turbonun devreye girmesi için yanan gazın geri dönmesi ve türbünü doldurması gerekmektedir. Fakat süperşarj uygulamasında turbonun devreye girmesi için gereken zaman ve motor devri, süperşarjın devreye girmesi için gerekmemektedir. Gaz pedalına ilk basıldığı anda açılan süperşarj, en alt devirden itibaren gücünü gösterecektir.

Turboşarj
Turboşarj, egzoz gazı ile çalışan bir süperşarj olarak tanımlanabilir. Gücünü süperşarj gibi kayışlardan ve dişlilerden değil, egzoz gazının basıncından alır. Yanma odasında patlayan hava benzin karışımı, gaza dönüşerek egzoz süpaplarından egzoz manifoltuna doğru itilir. Bu aşamada egzoza giden gazın basıncı, yol üzerindeki turbonun pervanesini döndürür ve bu yönlü pervane sayesinde gazın önemli bir kısmı türbüne girer.

Türbün dolar
Türbün basınçlı gazla dolduğu andan itibaren ters yöndeki kompresör pervane de basınçla dönmeye başlar. Gazı, basınçlı bir şekilde, dışarıdan alınan ve emme manifoltuna giren temiz havanın üzerine püskürterek motora giren toplam hava yoğunluğunu ve basıncını normalin yaklaşık yüzde 50 daha üstüne çıkarır. Bu da içeri giren havanın benzinle birlikte ateşlendiğinde çok daha şiddetli bir patlama gerçekleştirmesini sağlar.

Motor patlayabilir
Süperşarjda olduğu gibi, turboda da motor kompresyon oranı atmosferik motorlara göre daha düşük tutulmalıdır. Aksi takdirde yüksek basınçtan dolayı motor çabuk yıpranacak ve hatta çok zorlandığı durumlarda motorun patlama riski ortaya çıkacaktır. Turbo uygulaması, motorun pistonları ve gerekiyorsa diğer aksamının da uygun şekilde değiştirilmesi suretiyle yapılmalıdır. Gücün yüzde 50′lere varan artışına dayanma ihtimali zayıf olan şanzıman ve aktarma sisteminin de değiştirilmesi gerekebilir.

Kullanımdan sonra soğutulması şart
Turbo motorlar kullanılırken dikkat edilmesi gereken bir başka husus ise otomobili yüksek devirlerde kullandıktan sonra motor stop edilmeden önce kısa bir müddet de olsa rölantide çalıştırılarak, türbünün boşalması ve soğumasına izin verilmesidir. Aksi takdirde gazın sirkülasyonu esnasında türbün boşalmadan bir miktar gaz içerde hapsolacak ve zaman içinde turboyu ciddi şekilde yıpratacaktır. Turbo uygulamasının motorda çok daha fazla yük ve yüksek ısılara yol açacağı ve bunun için intercooler uygulamaları veya diğer soğutma yöntemleri gerektiği unutulmamalıdır.

Fabrika çıkışı otomobillerde kullanılıyor
Turbo uygulaması özellikle ülkemizdeki otomobil modellerinde süperşarjdan daha yaygındır. Bu uygulamanın bir çok zaman Avrupalı standart otomobillerde fabrika çıkışı uygulandığı da görülmektedir. Örnek olarak VW’nin 1.8 litre hacimli 125 beygir güç üretebilen motoruna uygulanan çok küçük türbünlü bir turbo ile 1.8T motorunu yarattığı ve 150 beygir güç ürettiği bilinmektedir.

Yazı kategorisi: MODİFİYE (tuning) | Yorum Yok »

VTEC

Yazan: iotomotiv Ekim 13, 2006

Değişken Zamanlamalı Supap Kontrol Sistemi (Variable-valve timing and electronic-lift control) Değişken supap zamanlaması, motor işletim sisteminin hangi devire göre hangi supap zamanlamasının kullanılacağını belirlenmesi ve her devirde en verimli çalışmayı sağlamasıdır Böylece motor düşük devirlerde az yakıt tüketirken yüksek devirlerde de iyi bir performans sunmaktadır. Motor devri yükseldikçe kayar pimli egzantirik milleri subaplara daha büyük bir kam lobuyla hareket iletmekte ve hava yakıt oranının yeniden düzenlenmesine imkan tanımaktadır.

DOHC VTEC
DOHC VTEC sistemi, yüksek devirli bir DOHC motorunda hem gücü hem de torku optimize etmek için geliştirilmiştir. Her iki supap için, 3 kam profili bulunur. Dış taraflardaki profiller düşük devirlerde, ortadaki profil ise yüksek devirlerde kullanılır

Düşük devirlerde, supaplar düşük kam profillerinde hareket eden külbütörler tarafından açılır. Bu kam profilleri, düşük devirlerde silindirin emişinin iyi ve yakıt tüketiminin düşük olmasını sağlamak için kısa supap liftiyle ve kısa açılma süresiyle hareket ederler. Kısa supap lifti ve açılma süresiyle düşük ve orta devirlerde yüksek tork ve yakıt tasarrufu sağlanır. Motorun hızı arttıkça, motorun elektronik kontrol ünitesi kam mili takipçilerinin pimlerine basınçlı yağ gönderen hidrolik sürgülü valfi çalıştırır (5850 d/d’de). Basınçlı yağ pimleri, düşük devirde çalışması için tasarlanan takipçileri 3. takipçiye kilitleyecek bir pozisyona hareket ettirir. O ana kadar 3. takipçi herhangi bir supabı hareket ettirmemektedir. Kam mili takipçilerinin birbirine kilitlenmesiyle birlikte, düşük devirde çalışan takipçiler yüksek devirde çalışan takipçilerle aynı oranda çalışmaya zorlanırlar. Supapların hem lift miktarı artmış hem de açık kalma süreleri uzamıştır. Silindirin içine daha fazla dolgu alınmaktadır ve artan devir sayısıyla birlikte motorun gücü de artmaktadır.

SOHC VTEC
Üstten tek eksantrikli bir motorda, her silindir sırası için bir kam mili bulunur. Emme ve egzoz profilleri aynı kam mili üzerinde yer alır. Alttaki şekilde kam milinin orta kısmında 3 kam profili bulunmaktadır, bunlar emme kam profilleridir. Bu 3 kam profilinden dış tarafta olanlar düşük devirlerde kullanılırken, ortadaki profil yüksek devirlerde kullanılır.Fakat SOHC VTEC motorlarda egzoz supaplarının zamanlamaları değiştirilmez. Egzoz supapları tüm devir bantları için aynı profilleri takip eder. DOHC VTEC ve SOHC VTEC motorlar arasındaki en büyük fark egzoz supaplarının zamanlamaları arasındaki farktır. Bunun yanı sıra SOHC VTEC motorların yapıları, DOHC VTEC motorlara göre daha basittir

Düşük devirlerde, dıştaki 2 kam profili direkt olarak külbütörleri hareket ettirir. Düşük devirlerde kullanılan kam profilleri motorun sakin çalışmasını ve düşük yakıt tüketimi sağlar. Yüksek devirlerde ise; yüksek devirler için tasarlanan profil, takipçiyi hareketlendirir. Fakat takipçi herhangi bir parçayla bağlantılı olmadığı sürece, hiçbir parçayı hareketlendirmez. Yüksek devirlerde, yağ basıncı metal pimi külbütörlere ve takipçiye doğru iter ve 3 profil sanki tek profile dönüşmüş gibi hareket etmeye başlar. Külbütörler, yüksek devirler için tasarlanan profili takip etmektedirler. Yüksek devirlerde emme supaplarının lifti arttığı gibi açık kalma süreleri de artar. Artan devirler birlikte motora daha fazla dolgu emilir ve motorun gücü artar.

VTEC-E
VTEC-E sisteminin asıl amacı, düşük devirlerde yakıt ekonomisini artırmak için oldukça fakir yakıt-hava karışımı sağlamaktır. 1,5 litrelik SOHC VTEC-E sistemine sahip motor 92 HP güç üretmektedir. 12 supap modunda hava-yakıt oranı 20:1 ve üzerinde olabilmektedir.

Tork üretmek için, yakıt silindir içine emilen hava ile birlikte yakılır. Ne kadar çok tork üretileceği, direkt olarak, yakıt-hava karışımının birbiriyle ne kadar iyi karışmasıyla ilgilidir. Düşük devirlerde motorların emme dolgu hızı, yakıt ve havanın iyi bir şekilde birbirine karışabilmesi için yeterli değildir. VTEC-E, yapay olarak emme dolgu hızını türbülans etkisi yaratacak şekilde artırır. Bu şekilde yakıt ve hava arasında oldukça iyi bir karışım gerçekleşir. VTEC-E sistemine sahip olmayan bir motor emme supapları için tek bir kam profiline sahiptir. VTEC-E motoru ise, iki farklı emme kam profiline sahiptir. Düşük devirlerde, her emme supabı kendi emme profilini takip eder. Emme kam profillerinden biri diğerine göre oldukça normal kalmaktadır. Diğeri ise, neredeyse yuvarlak bir profile sahiptir. Düşük devirlerde sadece bir emme supabı çalışmaktadır. Emilen dolgu bu supaptan silindire girmektedir ve sonuç olarak silindir içinde türbülans efekti oluşturulmaktadır. Türbülans etkisi, dolgunun çok iyi bir şekilde karışmasını sağlamaktadır. Bu sayede motor, oldukça fakir karışımlarda çalışabilmektedir. VTEC sistemi, düşük devirlerde çalışmayan emme supabını aktif hale getirmek için kullanılır. Resim:VTEC_E_2.JPGVTEC-E sisteminin 12 supapla çalışma modu

Devir arttıkça daha fazla dolgu emilmek istenir, sadece bir emme supabının çalışması motor için sınırlayıcı bir etki oluşturmaya başlar. Yaklaşık 2500 d/d civarında, içi dolu bir pim iki külbütör tarafından itilir ve iki külbütör tek bir ünite halinde hareket etmeye başlar. Böylece, her iki emme supabı normal kam profiline bağlı olarak hareket etmeye başlar, neredeyse yuvarlak bir yüzeye sahip olan profil kullanılmaz

3 KADEMELİ VTEC
Kademeli VTEC sistemi, VTEC-E ve SOHC VTEC sistemlerini birleştirmiştir. Bu sayede motorun yakıt tüketimi düşürülmüş ve yüksek devirlerde yüksek güç elde edilmiştir. 3-Kademeli VTEC sistemine sahip 1,5 litrelik motor 128 HP güç üretmektedir.

Birinci kademede külbütörler bağımsız olarak çalışmaktadır. Düşük devirlerde sadece bir emme supabı çalışmakta, diğer emme supabı ise neredeyse yuvarlak bir kam profilini takip etmektedir. Motor, 2500 d/d’ye kadar 12 supap modunda çalışmaktadır. 12 supaplı modla birlikte fakir yanma modu (lean-burn) devrededir, yakıt-hava oranı 20:1 gibi bir orana ulaşmaktadır. Bu sayede düşük devirlerde yakıt ekonomisi sağlanmaktadır

İkinci kademe motorun orta devir bandında devrededir, 2500 d/d’de devreye girer ve 6000 d/d civarında devreden çıkar. Uygulanan yağ basıncı pimi iterek iki emme supabının külbütörlerinin beraber çalışmasını sağlar. İki supap da düşük kam profilini takip etmektedir. Üçüncü kademede 6000 d/d’den sonra yağ basıncı iki kanaldan da geçerek ortadaki kam profilini kilitler ve her iki emme supabı da daha yüksek liftle daha uzun süre açık kalır.

i-VTEC
i-VTEC sisteminin en önemli özelliği ve diğer VTEC sistemlerinden farkı, supap zamanlamasının sürekli değişken olmasıdır. VTC (Variable Timing Control - Değişken Zamanlama Kontrolü), motorun çalışması sırasında emme ve egzoz supapları arasındaki supap bindirmesini ayarlayan/değiştiren bir mekanizmadır. VTC ile birlikte i-VTEC, VTEC sistemlerinin en büyük dezavantajı olan orta devir bandındaki güçsüzlüğü ortadan kaldırmıştır. i-VTEC, VTEC-E ve VTEC sistemlerinin bir kombinasyonunu kullanmaktadır. Bu kombinasyon, motorun 12 supapla ekonomi modunda ve 16 supapla güç modunda çalışabilmesini sağlamaktadır.

Emme kam miline takılan VTC hareketlendiricisi, motorun yüküne bağlı olarak sürekli değişken supap zamanlamasını sağlaması için yağ basıncı tarafından kontrol edilir. VTC mekanizması, şekilde görülmektedir. Bu sistemde temel fikir, kam milini bağlı olduğu dişliden ayırmak, tabla (mavi renkle gösterilmiştir) ile birbirlerine göre izafi hareketlerini sağlamak, motorun yük ve gaz pedalı durumuna göre değişken zamanlamayı gerçekleştirmektir

i-VTEC sisteminde, değişken supap zamanlamasını sağlamak için tabla üzerinde dişli çark mekanizması kullanılmaktadır. Kam mili dönme yönünde ilerlerken, eğer supap zamanlamasında avans verilmesi istenirse, tabla kam milini kam dişlisinden ayırır, kam miline kilitlenir ve dişli ile aynı yönde dönerek mili olması gereken açı değerinden daha büyük bir değere getirir. Eğer supap zamanlamasında gecikme yapılması istenirse, tabla kam milini yine kam dişlisinden ayırır, kam miline kilitlenir ve dişli ile ters yönde dönerek mili olması gereken açı değerinden daha küçük bir değere getirir. Supap zamanlamasının değişkenliği bu şekilde sağlanmaktadır. VTC mekanizması, supap zamanlamasını avans veya rötar durumlarında 250 değiştirebilmektedir. VTC elektronik kontrol ünitesi, motor devrini, kam mili ve gaz kelebeği pozisyonunu, ateşleme zamanını ve motorun egzoz durumunu sürekli kontrol ederek gerekli supap zamanlamasını belirler. i-VTEC için 4 kademe bulunmaktadır. 1., 2. ve 3. kademelerde, supapları düşük miktarda açan kam profilleri devrededir. 4. kademedeyse, supapları yüksek miktarda açan kam profilleri devrededir. i-VTEC motorlarda sadece emme kam milinde VTEC sistemi mevcuttur.

1., 2. ve 3. kademelerde emme supaplarından biri hareketsiz kalmaktadır. Bu, VTEC-E’deki 1 emme supaplı çalışma durumuna benzemektedir. 1 emme supabı hareketsiz dururken, diğeri açılmaktadır. Bu şekilde, hava akımı üzerinde bir türbülans efekti oluşturulmasına, fakir yanma ve rölanti devirlerinde 20:1’den büyük hava-yakıt oranlarına kullanılmasına fırsat vermektedir.

1. kademe, motorun elektronik kontrol ünitesinin 20:1’den yüksek hava yakıt oranlarını kullandığı fakir yanma modudur. VTC, emme/egzoz supap bindirmesini minimuma getirir. 1. kademe, sadece fakir yanma modunda yada düşük oranlı kelebek pozisyonlarında kullanılır. Elektronik kontrol ünitesi, yüksek oranlı kelebek pozisyonları için 3. kademeyi devreye sokar. 2. kademede, fakir yanma modunu terk edip 14.7-12:1 hava-yakıt oranlarına geri dönebilmektedir ve supap bindirmesini maksimuma çıkarabilmektedir. Bu şekilde EGR efekti artırılmakta ve emisyonlar iyileşmektedir. 3. kademe elektronik kontrol ünitesinin, emme/egzoz supaplarının açılmasını ve bindirmesini motor devrine bağlı ve dinamik olarak değiştirdiği bir durumdur. Burada motor devrinin düşük fakat gaz kelebeğinin yüksek oranda açık olduğu durumlar geçerlidir. Yavaş çalışma devirleri; ideal çalışma şartlarının geçerli olduğu düşük devirler, kapalı ya da kapalıya yakın gaz kelebeği pozisyonları anlamına gelir. Bu durum, eğimi sıfıra yakın yol kullanımlarında, sabit hızda kullanımlarda da geçerlidir. 4. kademe, devir yükseldiğinde ve gaz pedalına sonuna kadar basıldığında aktif hale gelir. Bu modda, emme kam milinin supaplarını yüksek oranda açan kamları devreye girer, motor 16 supap moduna geçer. Supapların açık kalma süreleri ve liftleri artar. VTC, istenilen güç miktarını ve optimum emme/egzoz supap zamanlamasını ve bindirmesini elde etmek için emme kam milini dinamik olarak değiştirir.

Otomobil markalarındaki değişken zamanlamalı supap kontrol sistemleri, Honda VTEC, Toyota VVT-i, BMW Vanos, Rover VVC dir.

Kaynak: Vikipedi

Yazı kategorisi: MODİFİYE (tuning) | Yorum Yok »

Blueprinting Nedir?

Yazan: iotomotiv Ekim 13, 2006

Tüm hareketli parçaların balanslanması ve tüm akış yüzeylerinin pürüssüzleştirilmesi işlemi olarak tarif edilebilecek Blueprinting işlemi, dünyada performans üzerine yoğunlaşmış firmalarda bir standart haline gelmiştir. Uzun ömür ve maksimum güç hedeflendiğinde Blueprinting bir lüks değil, bir ihtiyaçtır.

Blueprinting işleminin bir başka tarifi ise fabrika boşluk toleranslarının minimuma indsirilmesidir. Bu toleransları belirlerken mutlaka ve mutlaka fabrika verilerine sadık kalınmalıdır.

Blueprint işleminden önce dikkat edilmesi gereken en önemli şey tüm parçaların %100 temiz olmalarıdır. Buna tüm cıvatalar, somunlar, tapalar, vs. dahildir.

Bazı uygulamalarda karterin içinin boyandığı görülür. Bu uygulama, karbon ve diğer kalıntılara deterjan etkisi yaratacağından tavsiye edilir. Ayrıca karter zemini için en ideal temizleme unsurudur boyama.

En önemli işlem, krankın balanslanmasıdır. çok detaylı bir şekilde kırılma ve çatlaklara karşı incelenen krank, bu testi geçebilirse, %100 düz olması için balanslanır. Yağ delikleri dikkatlice temizlenir ve kenarları yumuşatılarak genişletilir. Kurs kollarının keskinlikleri arttırılır ve kurslar parlatılır. Yataklar da aynı işleme tabi tutulur.

Biyel kolları ise hareket eden en ağır parçalar oldukları için maksimum özen gerektirirler. Tüm kollar kesinlikle ve KESİNLİKLE aynı uzunlukta ve aynı ağırlıkta olmalıdırlar. %100 düz olmaları gerektiğini söylemeye gerek dahi yok. Kol yatakları da parlatılır ve tavsiyen yeni cıvatalar kullanılır.

Pistonlar tek tek ve dikkatlice ilgili pimleri kullanacak şekilde ayrılmalı ve piston yüzeyindeki keskin yüzeyler (supap yuvaları) oluşabilecek detonasyonu engellemek için yumuşatılmalı. Piston çapı ve bor mesafesinin ayarı ise dikkat edilmesi gereken en önemli unsurlardan biridir. Küçük pistonlar segmanların görevlerini yapmalarını zorlaştırırken, büyük pistonlar gömlekleri çizerek tahrib edebilirler.

Segmanlar gömleklere boş olarak oturtuluk, piston ile tersten bastırılarak, gömlekle tam dik açıya geldiklerinde boşluklar kontrol edilmeli ve bu boşluk 0.3 mm’yi aşmamalıdır.

Önemli bir başka konu da hareket eden karşıt ağırlıkların balanslanmasıdır. Fazlalıklar delmek suretiyle eksiltilerek, eksikler ise, yine delerek, delinen yerlerin daha ağır metallerle doldurulmasıyla sağlanır. Bu uygulama aşırı hassasiyet istediği için, profesyonel ellerde yapılmalıdır. Bu uygulama Blueprint işleminin en can alıcı ve an randıman kazandıracak bölümüdür. Ayrıca bu uygulama motor ömrüne de katkı sağlar.

Silindir kapağı tamamen sökülerek kırık ve çatlaklara karşı incelenmelidir. Yüzeyden toleranslar dahilinde talaş almak, kapağın düzlüğünü garanti eder. Supap gaydları kontrol edilmeli, gerekirse değiştirilmelidir. Supapların eşit boylarda ve %100 düz olmaları bir başka önemli noktadır. Yeni supaplar kullanılırsa, supap yataklarının değiştirilmesi veya yeni supaplara alıştırılması gerekmektedir. Supap yuvalarının da genişlikleri tercihen aynı ölçüye getirilmelidir.

Bu işlemler tamamlandıktan sonra, kapak taşlanarak istenilen (daha önceden hesaplanmış) sıkıştırma oranı elde edilir. Supap yaylarının tansiyonlarının eşit olması, bir başka önemli husustur.

Motoru toplarken de aynı dikkat sürdürülmelidir, zira cıvatalarının hepsinin fabrikanın belirlediği oranlarda torklanması gerekmektedir.

Blueprint işlemi başlı başına bir meseledir ve bu sayfada anlatıldığı kadar kolay bir işlem değildir. Son derece profesyonel ellerde yapılmalıdır. Çünkü hemen hemen uygulamanın hiç bir bölümünün geri dönüşü yoktur. Bunla beraber maksimum motor ömrü ve maksimum güç için KESİNLİKLE bir gereksinimdir.

F. Aydın Yunusoğlu
Kaynak: Politekservis

Yazı kategorisi: MODİFİYE (tuning) | Yorum Yok »

Turbonun görevleri nelerdir? Turbo nasıl çalışır?

Yazan: iotomotiv Ekim 13, 2006

Turbonun görevi daha fazla soğuk havayı motora vererek performansı arttırmaktır. Motorda soğuk hava sıcak havadan daha yoğundur. Bu yüzden motordan içeri giren hava ne kadar yoğun olursa içerdeki patlama o derece şiddetli olur. Bu sayede de üretilen güç ve tork da fazlalaşır. Otomobillerin soğuk havalarda daha iyi performans sergilemesinin sebebi budur. Turbo ise daha fazla soğuk havayı motora vererek performansı artırır.

Turboşarj ve Süperşarj
Otomobilin performansını en üst noktaya çıkarabilmek için kullanılan iki farklı sistem vardır. Bunlar süperşarj ve turboşarjdır.

Süperşarj
Süperşarj aslında basit bir kompresördür. Dışarıdan gelen havayı basınçlı bir şekilde içeri püskürtecek şekilde dizayn edilmiştir. Süperşarjın iki farklı çeşitte uygulanması mümkündür. Emme manifoltu ile throttle body arasına veya throttle body’nin önündeki hava girişine monte edilebilir. Eğer emme manifoltu ile throttle body arasına monte edilirse, enjeksiyon sisteminde mekanik bir değişiklik yapmadan benzin akışının ayarlanması mümkün olur. Bu genellikle yarış otomobillerinde de tercih edilen daha pratik bir sistemdir. Eğer süperşarj throttle body’nin önünd monte edilirse, gelen basınçlı havayı karşılamak için normalden daha yüksek basınçla yakıt püskürtülmesi gerekecektir.

Çalışma sistemi
Süperşarjın içindeki kompresör çalışma gücünü yine motor kayışlarından ve dişlilerden alır. Bu çalışma için turboşarja göre daha fazla güç gerektiren bir sistemdir. Ayrıca sağladığı sıkışma sebebiyle motorun çabuk yıpranmasına sebep olmaması için motor kompresyon oranı pistonların değişmesi suretiyle düşürülmelidir.

Süperşarj daha fazla benzin tüketebilir
Aynı silindir hacminde ve aynı yanma odalarına sahip iki motordan, süperşarj uygulanmış olan motor aynı büyüklük içinde daha fazla sıkıştırma ile çalışacak ve daha fazla benzin yakacaktır. Buna karşılık turbo uygulamasındaki kadar yüksek güç veremeyecektir.

Turboşarj’a göre avantajlı
Turboşarj uygulamasında, turbonun devreye girmesi için yanan gazın geri dönmesi ve türbünü doldurması gerekmektedir. Fakat süperşarj uygulamasında turbonun devreye girmesi için gereken zaman ve motor devri, süperşarjın devreye girmesi için gerekmemektedir. Gaz pedalına ilk basıldığı anda açılan süperşarj, en alt devirden itibaren gücünü gösterecektir.

Turboşarj
Turboşarj, egzoz gazı ile çalışan bir süperşarj olarak tanımlanabilir. Gücünü süperşarj gibi kayışlardan ve dişlilerden değil, egzoz gazının basıncından alır. Yanma odasında patlayan hava benzin karışımı, gaza dönüşerek egzoz süpaplarından egzoz manifoltuna doğru itilir. Bu aşamada egzoza giden gazın basıncı, yol üzerindeki turbonun pervanesini döndürür ve bu yönlü pervane sayesinde gazın önemli bir kısmı türbüne girer.

Türbün dolar
Türbün basınçlı gazla dolduğu andan itibaren ters yöndeki kompresör pervane de basınçla dönmeye başlar. Gazı, basınçlı bir şekilde, dışarıdan alınan ve emme manifoltuna giren temiz havanın üzerine püskürterek motora giren toplam hava yoğunluğunu ve basıncını normalin yaklaşık yüzde 50 daha üstüne çıkarır. Bu da içeri giren havanın benzinle birlikte ateşlendiğinde çok daha şiddetli bir patlama gerçekleştirmesini sağlar.

Motor patlayabilir
Süperşarjda olduğu gibi, turboda da motor kompresyon oranı atmosferik motorlara göre daha düşük tutulmalıdır. Aksi takdirde yüksek basınçtan dolayı motor çabuk yıpranacak ve hatta çok zorlandığı durumlarda motorun patlama riski ortaya çıkacaktır. Turbo uygulaması, motorun pistonları ve gerekiyorsa diğer aksamının da uygun şekilde değiştirilmesi suretiyle yapılmalıdır. Gücün yüzde 50′lere varan artışına dayanma ihtimali zayıf olan şanzıman ve aktarma sisteminin de değiştirilmesi gerekebilir.

Kullanımdan sonra soğutulması şart
Turbo motorlar kullanılırken dikkat edilmesi gereken bir başka husus ise otomobili yüksek devirlerde kullandıktan sonra motor stop edilmeden önce kısa bir müddet de olsa rölantide çalıştırılarak, türbünün boşalması ve soğumasına izin verilmesidir. Aksi takdirde gazın sirkülasyonu esnasında türbün boşalmadan bir miktar gaz içerde hapsolacak ve zaman içinde turboyu ciddi şekilde yıpratacaktır. Turbo uygulamasının motorda çok daha fazla yük ve yüksek ısılara yol açacağı ve bunun için intercooler uygulamaları veya diğer soğutma yöntemleri gerektiği unutulmamalıdır.

Fabrika çıkışı otomobillerde kullanılıyor
Turbo uygulaması özellikle ülkemizdeki otomobil modellerinde süperşarjdan daha yaygındır. Bu uygulamanın bir çok zaman Avrupalı standart otomobillerde fabrika çıkışı uygulandığı da görülmektedir. Örnek olarak VW’nin 1.8 litre hacimli 125 beygir güç üretebilen motoruna uygulanan çok küçük türbünlü bir turbo ile 1.8T motorunu yarattığı ve 150 beygir güç ürettiği bilinmektedir.

Yazı kategorisi: MODİFİYE (tuning) | Yorum Yok »

Kilitli Diferansiyel Nedir? Nasıl Çalışır?

Yazan: iotomotiv Ekim 13, 2006

Yazı kategorisi: MODİFİYE (tuning) | Yorum Yok »

Elektronik Stabilite Programı ESP Nedir? Nasıl Çalışır?

Yazan: iotomotiv Ekim 13, 2006

Çoğumuz, ESP’nin adını ilk defa Mercedes A sınıfı otomobillerin takla atma hatasından sonra duyduk. Otomobil dergilerinin yaptığı slalom testlerinde, aracın ani manevralarda takla atmasının ardından, Mercedes, bütün A sınıfı otomobillere bu sistemi takarak soruna çözüm getirdi.

ESP’nin çalışma prensibi aslında çok basit. 4 teker de birbirinden bağımsız gaz verebilme ve fren yapabilme yeteneğine sahip.Tabii ki biz bunu 4 tane gaz ve 4 tane fren pedalıyla yapmıyoruz. Ani manevralarda aracın fiziksel dengesinin bozulması sonucunda tekerlerden biri ya da birkaçı kayma eğiliminde bulunup araba savrulmaya başladığı anda, ESP sistemi devreye giriyor ve arabanın kaydığı yöne, doğrultuya bağlı olarak ilgili tekerleğe gaz veya fren uyguluyor. Peki bu sistem aracın kaydığını nasıl algılıyor? Birazdan aşağıdaki şekilde de göreceğiniz gibi, ESP sistemine bağlı çeşitli sistemler, algılayıcılar var. Bunlardan benim size olayı açıklamakta kullanacaklarım, “Tekerlek Hızı Algılayıcısı”, “Yanal Hız Algılayıcısı”, “Direksiyon Açısı Algılayıcısı” ve “Fren Basıncı Algılayıcısı”. Şimdi arabamızın arkasının kaymaya başladığını farzedelim, bakalım ESP bunu nasıl anlayacak.

Öncelikle arabanın arkası savrulunca Yanal Hız Algılayıcısı arabanın yanal yönde bir dengesizlik gösterdiğini, yani savrulduğunu çok basit bir şekilde algılayacaktır. Ayrıca Tekerlek Hızı Algılayıcıları arka tekerleklerin kaymaya başladıkları zaman dönüş hızlarının ön tekerleklere göre daha az olduğunu görecek, benzer bir şekilde Fren Basıncı Algılayıcısı da arka tekerleklere, öne nazaran daha az fren basıncı uygulandığını farkederek, aynı şekilde arka tutuşun kaybolduğunu anlayabilecektir. Son olarak Direksiyon Açısı Algılayıcısı’nın da nasıl çalıştığını anlatmamız gerekirse, arabanın kafadan kaydığını düşünmek yeterli olacaktır. Hızlı bir virajda, siz direksiyonu çeviriyorsunuz, ama aşırı hızlı gittiğiniz için, arabanın ön tarafı dönmüyor. (Bu olay önden çekişli arabalarda, viraj içinde gaza basıldığında, rahatlıkla anlaşılabilir).

İşte bu durumda, siz direksiyonu çevirdiğinize rağmen Yanal Hız Algılayıcısı bir dönme hareketi hissedemeyeceği için, arabanın kafadan kaydığını, yani ön tekerleklerin tutuşunu kaybettiğini ESP sistemi algılar. Bütün bu bilgilerden sonra ESP sisteminin şekildeki örnekte nasıl işlediğini açıklayabiliriz.
1)ABS Kontrol Ünitesi
2)Tekerlek Hızı Algılayıcısı
3)Direksiyon Açısı Algılayıcısı
4)Yanal Hız Algılayıcısı
5)Motor Kontrol Ünitesi
6)Otomatik Gaz Subapı/Enjeksiyon Pompası
7)Fren Basıncı Algılayıcısı Traktör frenlerini
bilenler varsa bu konuyu rahatlıkla anlayabilirler.

Traktörlerde arka tekerlere kumanda eden iki tane fren pedalı vardır. Tarla sürerken bir uçtan öbür uca vardığınızda bu pedallardan sadece bir tanesine basarak traktörü olduğu yerde geri döndürebilirsiniz.

Mesela sadece sağ fren pedalına basarsanız, traktörün sağ arka tekeri fren yapar ve traktör kendi çevresinde sağa doğru dönmeye başlar. İşte ESP de bu traktör frenlerinden esinlenerek yapılmış diyebiliriz :)) Yani sadece gelişmiş ve elektronik bir traktör freni o kadar. Tek bir artı yönü var, hayatınızı kurtarabiliyor, ya da arabanızda oluşabilecek bilmem kaç milyarlık hasarları…

Sonuçta öyle ya da böyle, ESP son derece faydalı, arabanın kaymasını neredeyse imkansız hale getiren bir sistem.

Yazı kategorisi: MODİFİYE (tuning) | Yorum Yok »

Egzantirik Milinin Derecesini Arttırmak

Yazan: iotomotiv Ekim 13, 2006

Motor gücünü arttırmayı sağlayan yöntemlerden biride standarttan daha yüksek dereceli Egzantrik mili takmaktır.

Milin görevi emme ve egzost sübaplarını kontrol etmektir. En eski ve verimli yollardan biri olan Egzantirik mili modifikasyonu sonucunda %35 e varan güç artışı sağlanabilir.

Yüksek dereceli versiyonlar, süpapların açılma ve kapanma zamanlarını uzun tutarak yanma odasına birim zamanda daha fazla yakıt ve hava girmesini sağlıyor.

Dolayısıyla daha fazla yanma gerçekleşiyor. Buda daha fazla güç anlamına geliyor. Milin üzerindeki kamların açıları ve yapışma göre tork yada güç etkileniyor. Sivri kamil miller, süpapları erken açarak torkun artmasını sağlarken, geniş tepeli kamlar gücü artırmak için tercih ediliyor. Yuksek dereceli egzantrik milleri, motorun rolanti devrini de yükseltiyor. Ancan bunu yaparken motorun rolantide dengesiz çalışmasına neden olabiliyor. Verimli bir modifikasyon işlemi için, egzantrik milinin dışında supapların hareketini sağlayan diger mekanik ve elektronik parçaların da geliştirilmesinde yarar var. Örnegin süpaplar, süpap yayları, egzantrik mili kasnakları, beyin programı, ateşleme sistemi gibi.

LIFT:
Lift, eksantrik milinin sübaplari ne kadar bastırdığını gösteren değerdir.

DURATION:
Sübapin yatağından çıktığı zamanki derece ölçümüdür.

OVERLAP:
Giriş ve çıkış subaplarının aynı anda açık olduğu sürenin derecesidir. Giriş eksantrik milinin açılış numarası çıkış eksantrik milinin kapanış numarasına eklenerek hesaplanır.

POWER BAND:
Eksantriğin gücünü verimli bir şekilde verebildiği devir aralığıdır.

Dereceli Eksantrik Mili Ne Kadar Güç Verir:
Cadde otomobilleri için üretilmiş eksantrikler derecelerine ve kullanıcının seçimine göre 10 bg ile 25 bg arasında güç üretebilecek kapasitedelerdir, yarış otomobilleri için üretilmiş eksantrikler ise çok daha yüksek olarak 80-100 bg’lere kadar güçler üretebilmektedirler.

Yazı kategorisi: MODİFİYE (tuning) | Yorum Yok »

Common Rail Teknolojisi

Yazan: iotomotiv Ekim 13, 2006

Yazı kategorisi: MODİFİYE (tuning) | Yorum Yok »

ABS

Yazan: iotomotiv Ekim 13, 2006

ABS (Anti Bloke Brake System) Kilitleme Önleyici Sistemi

Kilitleme önleyici sistemin görevi, kuvvetli frenleme sırasında tekerleklerin kilitlenmesini önlemektir. Yani tekerlekler kaymaya başlamaksızın kilitleme sınırına kadar frenlenmelidir. Bu husus otomobilin tüm özelliklerinde (kuru, buz kayganlığı) sağlanmalıdır

ABS fren sisteminin fonksiyonu her türlü frenleme koşulu altında aracın;

stabilitesini,
direksiyon hakimiyetini,
optimum şekilde frenlenmesini sağlamaktır.
Optimum şekilde frenlemenin anlamı, maksimum yol tutuşunu elde ederek frenleme mesafesini optimize etmektir.
Acil durumlarda fren yapmak gerektiğinde, sürücü;
önüne çıkan bir engelden kaçabilmeli,
virajlarda hakimiyeti kaybetmemeli,
tekerleklerin yol tutuş seviyeleri farklı olsa bile direksiyon hakimiyetini kaybetmemelidir.

Fren mesafesinin azaltılmasının yanı sıra, ABS fren sisteminin en önemli avantajı, acil frenlemeler esnasında direksiyon hakimiyetinin kaybedilmemesidir. Aşırı hızın neden olduğu tehlikeler, hiçbir ABS fren sistemi tarafından telafi edilemez.

Sistemin Ana Parçaları
Devir Sayıcı Verici:
Devir sayıcı vericileri tekerleklerin dönme hızlarını ölçerler. Tekerleklerle beraber dönen disklerin dişleri sabit konumlu endüksiyon hissedicilerle alternatif gerilim üretirler. Bu alternatif gerilimler ise sinyal şeklinde elektronik kumanda cihazlarına iletilirler.

Devir sensörleri;
sürüş hızını, tekerleklerin hızlanmasını, yavaşlamasını ve kaymasını ölçer.

Sensörlerin çalışması özetle şu şekildedir:
Manyetik akış çizgileri, tekerlek ile birlikte dönen bir sinyal dişlisinin sensöre bakan dişlerine doğru yaklaşırlar. Dişin varlığına veya yokluğuna bağlı olarak, katı bir yüzeyden boşluğa geçilmesi manyetik akışta değişikliğe sebep olur. Bu değişiklik; sensör terminallerinde bir elektromotor kuvveti ve sonuç olarak da elektronik kontrol ünitesi için bir alternatif elektrik sinyali oluşturmaya yeterlidir.

Sensörün dahili elemanları (bobin ve daimi mıknatıs) tamamen koruyucu reçine içine yerleştirilmiş olup, plastik bir muhafaza ile çevrelenmişlerdir. Sensör muhafazasına monte edilen bir burç muhafazayı deformasyona maruz kalmadan bağlar. Sinyallerin doğru olarak elde edilebilmesi için sensörün ucu ile dişli arasındaki mesafe araç kataloğundaki değerlerde olmalıdır.

Elektronik Kumanda Cihazı
Elektronik kumanda cihazı, devir sayısı hissedicilerden sinyalleri alır değerlendirir ve tekerlek fren silindirindeki optimum frenleme için gerekli olan hidrolik basıncı hesaplanır. Kumanda cihazı hesaplanan değeri hidrolik üniteye aktarır.

Hidrolik Ünite:
Hidrolik ünite manyetik supabı ve iletme pompası elektronik kumanda cihazı tarafından devreye sokulur. Böylece fren basıncı ihtiyaca göre tutulur, yükselir, azalır.

Sistemin Çalışması
Bir tekerleğin kilitleme tehlikesi doğar doğmaz bu tekerleğin devir sayısı düşer. Bunun için elektronik kumanda cihazı hidrolik üniteye ‘Fren hidroliğini çek’ komutunu verir. Bunun üzerine geri iletme pompası fren hidroliğini tekerlek frenleme silindirinden çekerek basınç tutucu üzerinden fren merkez pompası devresine iletir. Fren basıncının ortadan kaldırılması, tekerleğin kilitleme tehlikesini önler. Aynı anda tekerlek tekrar hızlanır. Elektronik kumanda cihazı tekerleğin yeniden kuvvetli bir şekilde frenlenebileceğini tekrar belirler ve hidrolik üniteye ‘fren hidroliğini gönder’ komutunu verir. Böylece manyetik supap üzerinden basınç tekrar yükselir. Ayarlama (düzenleme) süresi yeniden başlar.Sistemin çalışmasını daha iyi anlayabilmek için kademe kademe incelemek daha iyi olacaktır. ABS fren sistemleri prensipte aynı olmakla beraber pratikte bazı teknik farklılıklar bulanmaktadır.
Geleceğin Frenleri
Modern teknolojiler sayesinde günümüzde otomobiller kullanıcılarına daha hızlı, daha emniyetli ve daha rahat bir sürüş imkanı sağlıyor. Bu da fren sistemlerinin, aracın en önemli emniyet parçalarından biri olması nedeniyle sürekli iyileştirilmesi ve aracın yüksek teknolojiye erişmiş diğer sistemleriyle aynı teknolojide hizmet vermesini gerektiriyor.

ABS, ASR ve FDR sistemleri arasındaki farklar nelerdir?

Anti-Blokaj Sistemleri (ABS)
1978 yılında ABS sistemleri Bosch tarafından ilk üretici olarak araçlarda kulanıldı. Günümüzde trafik güvenliği açısından önemli katkılar içermekte ve kritik fren anlarında aracın direksiyon ve sürüş güvenliğini sağlamaktadır.

Anti-Patinaj Sistemleri (ASR)
1987 yılında Bosch ilk üretici olarak ABS sisteminin daha gelişmişi olan ASR sistemini piyasaya sürmüştür. ASR sistemi ilk kalkışta ve hızlanmada, tahrik tekerleklerinin aşırı dönmesini engelleyerek, aracın güvenli hareketini sağlar. Bu sistemin diğer kısaltılmış adı ingilizce anlamından dolayı ETC (Electronic Traction Control) olarak da bilinir.

Araç Dinamik Kontrolü (FDR)
Her türlü sürüş anında güvenliği sağlamak üzere Bosch 1995 yılında FDR sistemini aktif sürüş emniyetini sağlamak üzere üretime almıştır. Özellikle virajlarda ve ani yol değişikliklerinde FDR sistemi, yıldırım hızı ile motor, şanzıman ve frene müdahale ederek aracın savrulmasını önler. Bu sistemin diğer kısaltılmış adı ingilizce anlamından dolayı DC (Vehicle Dynamic Control) olarak da bilinir.

FDR sisteminin can noktası olan “devir sensörü” havacılıktan alınmış ve Bosch tarafından otomobiller için modernize edilmiştir. Son yıllarda Bosch bu üç farklı sistemi bir ünitede topladı, bu yeni sistemi ESP (Elektronik Stabilite Sistemi) olarak adlandırdı. Bu sistem sayesinde sürüş güvenliği daha da artırıldı. Bu sistemin diğer bir avantajı da düşük maliyeti nedeniyle, sadece yüksek sınıf otomobillerde değil bundan böyle orta sınıf araçlarda da standart olarak bulunacak olması. Kaynak: Obitet

Yazı kategorisi: MODİFİYE (tuning) | Yorum Yok »

Active Body Control

Yazan: iotomotiv Ekim 13, 2006

Sağladığı yüksek Konfor, Sürüş Güvenliği ve kolaylıklarla ABC - Active Body Control Sistemi

Yola tutunmanın ABC’si Yürüyen aksam üzerinde çalışan Mercedes’in mühendisleri ABC (Active Body Control) adlı aktif süspansiyon sistemi ile bir rüyalarını daha gerçekleştirdiler.

ABC, ilk olarak CL’de kullanılan ve son olarak da S Serisi’ne adapte edilen yüksek teknoloji ürünü bir süspansiyon sistemi. Ayrıca ABC’de modern havalı süspansiyonun yerini klasik helezon yaylı bir sistem almış.

İki Mercedes karşılaştırıldı:
ABC’nin işe yarayıp yaramadığını biri bu sistemle donatılmış diğeri ise standart olarak sunulan havalı süspansiyona sahip 2 adet Mercedes S Serisi’nin karşılaştırması ortaya çıkaracak.

Daimler Chrysler mühendisleri ABC’yi dahiyane bir buluş olarak tanımlıyor. Firmanın ABC (Active Body Control) adını verdiği sistem aktif süspansiyon anlamına geliyor. Mercedes bünyeında ABC üzerinde çalışan mühendisler bu yeniliğin hak ettiği ilgiyi görmemesinden şikayetçi.Yüksek teknoloji süspansiyon sistemi: Mercedes, güncel S serisinde kullandığı Airmatic havalı süspansiyonu da kısa bir süre önce tanıtmıştı. Aradan bir yıl geçmeden, müşteriler ABC isimli yeni bir sistemle tanıştılar. ABC, ilk olarak CL’de kullanılan ve son olarak da S Serisi’ne adapte edilen yüksek teknoloji ürünü bir süspansiyon sistemi. Aradan bir yıl gibi kısa bir süre geçmiş olmasına rağmen yeni bir süspansiyon sisteminin seçeneklere dahil edilmesi doğal olarak müşterilerin aklını karıştırabiliyor. Ayrıca ABC’de modern havalı süspansiyonun yerini klasik helezon yaylı bir sistem almış.

Fiyat farkı mantıklı:
ABC otomobilin yol tutuş ve sürüş özelliklerinde inanılmaz bir iyileşme sağladığından bu opsiyon için talep edilen fiyat farkının (Almanya’da 5 bin 742 mark) mantıklı olduğu görülüyor. ABC sayesinde sürüş konforu ve güvenliği kriterlerinde eşit oranda yüksek bir kalite standardı elde edilmiş. ABC ile donatılmış S Serisi sistemin verimliliğini çok açık bir şekilde ispatlıyor. Otomobil en sert şerit değiştirme manevralarında bile neredeyse hiç yana yatmıyor. Ancak bu özelliklere sahip otomobillerde görülen sert süspansiyon karakteristiği yerine havalı süspansiyona sahip model gibi konforlu bir sürüş de yakalanabilmiş.

Sistemin sürüş güvenliğine katkısı mükemmel:
Sistemin sürüş güvenliğine katkısı, Airmatic donanımlı otomobilin zaten başarılı olan sürüş özellikleri göz önünde bulundurulduğunda mükemmele ulaşan bir sürüş özelliğinden bahsetmek mümkün. Hava destekli Airmatic donanımlı S Serisi, limitler zorlandığında karoserindeki sallanma hareketleri eşliğinde yoldan çıkma eğilimi gösterirken ABC’li versiyon yolu çok daha başarılı tutuyor ve direksiyon hareketlerine daha kesin cevap veriyor. Gerçekleştirilen yol tutuş testlerinde aynı izlenim devam ediyor. Oval pistte, slalom parkurunda ve yüksek süratlerde gerçekleştirilen ani şerit değiştirme manevralarında ABC ile donatılmış olan otomobil çok daha güvenli ve rahat bir sürüş sağlıyor. Ancak iki otomobilin de aynı bazı paylaşması limitlerinin birbirine çok yakın olmasını sağlamış.

Sürücünün az efor sarfetmesini sağlıyor:
ABC, sürücünün daha az efor sarfetmesini sağladığından avantajlı bir seçenek oluşturuyor. Özellikle ani şerit değiştirme manevralarında otomobilin arkası daha az kayma eğilimi gösteriyor. Ayrıca otomobilin daha az yana yatması sürücünün kendisini güvende hissetmesini sağlıyor. ESP sisteminin daha az ve geç devreye giriyor olması da ABC’nin diğer avantajları. Yan rüzgârdan etkilenme karakterinin test edildiği alanda ABC’nin bir başraısı daha ortaya çıktı. Yandan 90 km/s ile esen rüzgârda (otomobilin sürati 100 km/s) Airmatic sistemli otomobilin tehlikeli bir şekilde şerit değiştirdiği gözlendi. Bunun nedeni ise, yana yatan karoserin hava direncini artırması. Gerçekten de birçok S Serisi sahibi otomobillerinin bu özelliğinden şikâyet ediyor.

Sağladığı yüksek konfor tartışılmaz:
Tüm bu olumlu özelliklerinin yanı sıra daha yüksek bir konfor seviyesi sağlaması, ABC’yi daha cazip hale getiriyor. Virajlarda, süratlenme ve frenaj sırasında karoserin sallanma eğiliminin ciddi boyutlarda azalması karşılaştırmada konfor katsayısının artması şeklinde yorumlanıyor. Engebeli zemin sürüşlerinde otomobilin içindekileri daha az sarsması ve sallantı olmaması da olumlu bir etki. ABC’li versiyonda süspansiyonu bir butona dokunarak serleştirip otomobilin virajlarda yana yatma hareketini neredeyse sıfıra indirmek de mümkün. Ancak mühendisler sürücülerin bu güven nedeniyle daha fazla hızlanmalarının söz konusu olmadığını iddia ediyor.

Yazı kategorisi: MODİFİYE (tuning) | Yorum Yok »

Mükemmel Araçlar

Yazan: iotomotiv Ekim 10, 2006

porno,zevce,çocuk pornosu,liseli,genelev,hikaye,ensest